TÜBİTAK’ın bilim sansürü

Sonunda gerçekleşti: TÜBİTAK Bilim Teknik dergisinin Darwin özel sayısı TÜBİTAK başkan yardımcısı tarafından engellendi.

Şaşırmadım doğrusu. Sadece bir zaman meselesi olduğunu düşünüyordum bu müdahalenin. Yine de TÜBİTAK’ın bu alandaki yayın geçmişine bakarak “belki birşey olmaz” diye umutlanıyordum. Boş çıktı.

Dünyada canlı türlerinin çevreye uyum sağlayarak zaman içinde değiştiğini kabul edenlerin en az olduğu iki ülkeden biriyiz. Diğeri de ABD. Hiç olmazsa cahillik alanında Amerika’ya yetiştik “hamdolsun”.

Adnan hoca ve şakirtlerinin cehalet yayma kampanyası tam gaz gidiyor ve tabii ki büyük ilerleme (geriye doğru) kaydediyorlar. Fakat onlar olmasa da Türkiye’de durum değişmezdi. Biyoloji hakkında, hatta bilim hakkında hiç birşey bilmeyenler “evrim sadece bir teori” gibi bir saçmalık üfürerek, sanki yaradılış gibi bir inanç meselesiymişçesine küçümseme tavrına giriyorlar.

Bilimsel teoriler, öylesine uydurulmuş fikirler değildir. Teori dendiğinde, belli bir bilim alanında ortak bir yorumlama çerçevesi, açıklama yapısı ve ortak jargon oluşturan bir bakış açısı anlaşılır. Mesela fizikteki “atom teorisi” gibi. Atomlar “sadece bir teori” değildir; gözlenmiş gerçek yapılardır. Kimyasal süreçleri anlamanın tek yolu da atom teorisini kabul etmektir. Atomların varlığı bir yerlerde birilerinin dini inançlarına dokunsa bile bu durum değişmez.

Ortodoks Hıristiyan genetikçi Theodosius DobzhanskyEvrim açısından yorumlanmadıkça, biyolojide hiç bir şeyin manası yoktur” diye yazmıştı. Bilimsel teori tam olarak da budur: Gözlenen gerçekleri açıklayan bir bakış açısı.

Sık sık, bir teorinin gözlemleri açıklamakta yetersiz kaldığı olmuştur. Bilim tarihi aslında bir teoriler çöplüğüdür. Charles Darwin’in ve eşzamanlı olarak Alfred Russell Wallace’in tam 150 yıl önce ortaya attığı, türlerin çevrelerine uyum sağlamak ve hayatta kalma ihtimallerini artırmak üzere değişime uğramaları anlamına gelen evrim fikri, o zamandan beri en şiddetli saldırılara maruz kalmasına rağmen ayakta kaldı. Bu bilim adamlarının ortak komplosu değil, fikrin doğru olmasından gelen bir kabulleniştir. Nitekim aynı dönemde ortaya atılan birçok fikir, yanlışlanarak terkedilmiştir.

Evrimin gerçekleştiğine inanmayanlar en basitinden, neden sürekli yeni antibiyotik geliştirmemiz gerektiğini açıklayabilir mi lütfen? Antibiyotikler insan vücudundaki bakterilerin çoğunu öldürür. Fakat, rastgele mutasyon geçirmiş birkaç bakteri şans eseri antibiyotiğe dayanıklı olurlar ve çoğalırlar. Zayıf bakterileri ortadan kaldırmakla vücudumuzu bu dayanıklı bakterilere sunarız. Bu yüzden de olur olmaz antibiyotik kullanmamak gerekir. Normal durumda dayanıklı bakteriler belki başka sebeplerle diğer bakterilere yenik düşecektir, ama şimdi meydan boş kalmıştır. Sonuç: Bakteriler evrim geçirir. Yeni bakteri türünü (veya suşunu) ortadan kaldırabilmek için yepyeni ilaçlar gerekir.

Doğal seçilim ve adaptasyon. Evrimi oluşturan son derece sade ve güçlü fikirler. O kadar makul ki, neredeyse apaçık. Ama bu fikre ulaşmak Darwin gibi olağanüstü bir zekanın bile yıllarını aldı. Ortalama zekalar ise hala anlayabilmiş değil.

Dobzhansky makalesinin başında bir Arap şeyhini anlatıyor. Şeyh 1966’da Suudi kralına başvurarak yeni duyduğu bir fikrin yasaklanmasını istemektedir; Kopernik’in güneş merkezli teorisinin (sadece bir “teori”). Kopernik’in kitabı 1543’de yayınlandı, önce Galileo ve Kepler’in sonra da Newton’un çalışmalarına temel oluşturdu. Astronomide hiç bir şey, Kopernik olmadan mânâ ifade etmez. Ama anlaşılan bazı kafalar o kadar kalın ki, hakikat dört yüz yılda bile içeri nüfuz edemiyor.

Üzücü olan, bu tür kafalara Türkiye’de profesör ünvanı verilmesi, hatta TÜBİTAK idaresine getirilmesi.

Şimdi merakım şu: Olur olmaz konularda kamuoyu açıklaması yapan, siyasi konularda veya kılık kıyafet konularında ahkam kesmeye bayılan üniversite idareleri, gerçek bir cehalet hareketi karşısında ne tepki verecekler?

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

10 Mart 2009 tarihinde Akademik, Akademik Yayıncılık içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: