Bilim ne içindir? Carl Sagan’dan Tayyip Erdoğan’a.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 15 Aralık 2010’da Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında birçok makul laf etmiş, ama aralarında bir cümlesi var ki, ayakkabıdaki çakıl taşı gibi batıyor. “Artık ‘bilim için bilim’ anlayışının yerine ‘refah için bilim’ anlayışını koymak zorundayız.

Refah için bilim yapmak kötü birşey değil tabii, ama bilim için bilim yerine onu koyalım deyince işler karışır. O zaman bu söz “temel bilimleri bırakıp doğrudan uygulaması olan alanlarda çalışalım” demek olur.

Bu zihniyet yeni değil, Türkiye’ye özgü de değil. Carl Sagan “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” kitabında (hem de TÜBİTAK yayını) Amerika’daki benzer söylemlere cevap vermişti.

Birine gidip belirli bir buluş yapması için sipariş vermekle, yüksek bir bedel ödenecek olsa bile, sonuca ulaşılması garantili değildir. Mevcut olmayan, ama erişilmeksizin hiç kimsenin istediğiniz aygıtı veya süreci gerçekleştiremeyeceği bir bilginin desteğine gereksinim olabilir. Bilim tarihi de gösteriyor ki, destek bilgilere genellikle belli bir doğrultuda ilerleyerek erişilemez. Bu tür bilgiler yalnız, genç bir insanın canının çekip taşlı bir yola sapmasıyla şekillenebilir; diğer bilim adamlarınca bile yeni bir bilim adamı kuşağı yetişene kadar reddedilebilir ya da görmezden gelinebilir. Uygulamada yeri olan belli başlı buluşları dayatıp, merak güdümlü araştırmadan desteği çekmek, verimi son derece düşürecek bir hata olur.

Sagan devam ediyor: 1860 yılında büyük Kraliçe Victoria olduğumuzu farzedelim ve uçuk bir proje hayal etmiş olalım. Hem sesinizi hem görüntünüzü güneş batmayan imparatorluğun her köşesine taşıyacak bir makine üretilsin. Sesler ve resimlerin aktarımı borular veya tellerle değil, havadan olmalı ki dünyanın her yerine kolaylıkla ulaşabilsin. Bakanlar kurulunu, imparatorluk personelini, Royal Society’yi harekete geçiriyorsunuz. Para mesele değil, ne kadar gerekirse verirsiniz, yeter ki bu makine yapılsın. Ancak bu makine büyük ihtimalle yapılamayacaktır, çünkü 1860’da sadece telgraf vardı. İstediğiniz türden iletişim için radyo dalgaları gereklidir, ve gerekli fizik daha sonraki yıllarda bambaşka yönlerden, başta James Clerk Maxwell olmak üzere birçok araştırmacının “bilim için bilim” yapma hevesinden kaynaklanacaktır.

Kraliçe Victoria gerçekten de bakanlarını acil bir toplantıya çağırıp radyo ve televizyon gibi bir buluş gerçekleştirilmesini emretseydi, birinin çıkıp Ampere, Biot, Oersted ve Faraday’ın yaptığı deneylere vektör hesabının dört denklemine ve yer değiştirme akımının havasız ortam modeline dahil edilmesi kararına götürecek bir yol bulması neredeyse olanaksızdı. Bu arada, projenin gerçekleştirilmesi için gerekli zemini hazırladığından habersiz, hükümete hiç bir fatura çıkarmaksızın bizim “İnek” merak içinde kendi kendine bir şeyler karalıyordu. Toplumdan uzak, kendi halindeki Bay Maxwell böylesi bir çalışma gerçekleştirmeyi kendisi hiç düşünmüş müdür acaba? Düşünmüş olsaydı bile, hükümet büyük olasılıkla kendisine neyi düşünüp neyi düşünmemesi gerektiğini söyleyecek, büyük keşfine destek olmaktan çok köstek olacaktı.

Maxwell temel elektromanyetizma denklemlerine ilk ulaştığında radyo, radar ya da televizyonu düşünüyor değildi; Newton Ay’ın hareket ilkesini ilk kavradığında uzayda uçmayı veya iletişim uydularını hayal bile etmiyordu; Röntgen “X-ışınları” adını verecek kadar gizemli bulduğu, maddeye nüfuz edebilen ışınımı incelerken tıbbi tanı aracı geliştirmek niyetinde değildi; Curie tonlarca uranyum oksidin içinden özenle küçük miktarlarda radyum çıkarmayı başardığında kanser tedavisi geliştirmek gibi bir amacı yoktu; Fleming küf mantarının çevresinde bakterilerin bulunmadığı bir daire olduğunu fark ettiğinde antibiyotikle milyonlarca insanın yaşamını kurtarmayı planlamıyordu; Watson ve Crick DNA’nın X-ışını kırınım ölçümü üzerinde çalışırken genetik hastalıklara tedavi geliştirme düşü görmüyorlardı; Rowland ve Molina halojenlerin stratosfer fotokimyasındaki rolünü araştırmaya başladıklarında ozonun azalmasında KFK’ların rol oynadığını henüz bilmiyorlardı.

Maxwell gibi birine para vermek, sırf “merak güdümlü” bilimin desteklediği en olmadık girişim, yararcı meclis üyelerinin alacağı en tedbirsiz karar gibi görünebilirdi. Para verelim de abuk sabuk anlaşılmaz laflar edip duran inek bilim adamları hobilerine mi harcasın? Üstelik de acil ulusal gereksinimler dururken! Eski hükümetlerde de aynı ruhu görebiliyorum: Bay Fleming kokuşmuş peynirlerdeki mikroplar üzerinde çalışmak istiyor; Polonyalı bir kadın tonlarca Orta Afrika maden filizini eleyip karanlıkta parlayacağını söylediği birkaç gram madde bulmak istiyor; Bay Kepler gezegenlerin söylediği türküyü işitmek istiyor.

Bilgi konusunda, temel araştırmanın hükümet desteği olmaksızın toplumdaki diğer kurumlar ve hak sahiplerince yürütülebileceği bir serbest pazar modeli öngörülüyor. Hükümetten yüz bulamayıp çağlarının serbest pazar ekonomisinde rekabete girişmek zorunda kalsalardı, adını saydığım bilim adamlarından hiçbiri çığır açan o araştırmaları gerçekleştiremezdi. Üstelik, temel araştırmanın maliyeti, hem kuramsal hem deneysel olarak, Maxwell’in zamanında olduğundan çok daha yüksek.

TÜBİTAK yayınladığı kitapları okumayı ihmal etmemeli.

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

19 Aralık 2010 tarihinde Akademik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 5 Yorum.

  1. Şimdi de yerli cahillerimize bilimin ne için, sanatın ne için olduğunu öğretmek gerekiyor. Çağdaş dünya bunları onlarca yıl önce tartışıp bitirmiş. Ne yazık ki kültür ithal malı olamıyor. Bastır parayı kendine kültür satın al, hem de Araplardan! Hep söylendiği gibi bu ülkede işimiz çok zor ve cehaleti baştacı ettikçe kolaylaşacağına daha da zorlaşıyor.

  1. Geri bildirim: Tweets that mention Bilim ne içindir? Carl Sagan’dan Tayyip Erdoğan’a. | Kaan Öztürk -- Topsy.com

  2. Geri bildirim: “Bize fizikçi, biyolog değil, pastacı lâzım” | Kaan Öztürk Blog

  3. Geri bildirim: İcat yapmak, ara elemanlar ve kalem efendileri | Kaan Öztürk Blog

  4. Geri bildirim: diye başlamışla… | paylasimintekveyeniadresi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: