Bilimsel yayın rekoru (?)

2011’in son gününde Ekşi Sözlük’e bir haber eklendi: “5 yılda 270 makale yazan akademisyen“.

Ege Üniversitesi Matematik bölümünde çalışan Ahmet Yıldırım, 2007’den başlayarak bugüne kadar tam 279 bilimsel yayına imzasını koymuş (tam liste). Bu kadarla kalmamış, birçok dergiye editörlük, sayısız makaleye hakemlik yapmış.

Gel gör ki Yıldırım gücenik; doçentlik başvurusu reddedilmiş. Bir ay önce Zaman gazetesi “Doçent olabilmek için daha ne yapsın” başlığıyla Yıldırım’ı haber yapmış.

Ekşi Sözlük deyim yerindeyse patlamış; sözkonusu başlık altında bir hafta içinde tam altmış sayfalık yazı yazılmış. Hepsini okudum, şiddetle tavsiye ederim. Maddelerin birçoğu aktif araştırmacıların yazdığı, ayakları yere basan, realist eleştiriler. Bilimsel yayın pratiğinin nasıl işlediği (ve nasıl istismar edildiği) hakkında çok değerli yorumlar içeriyor.

Olağanüstü çalışkanlık ?

279 yayın için olağanüstü demek bile az kalır. Matematik alanında yılda bir iki yayın yapmak normal kabul edilir; çokça üretken olanlar, birçok doktora öğrencisi ve postdok araştırmacısı olanlar, belki yılda beş altı yayın yapar. Oysa Yıldırım’ın yayın yapma hızına baktığınızda ortalama olarak haftada birden fazla yayın yapmış görünüyor.

Çalışmış yapmış işte” demenizden önce, bilimsel makale denen şeyin gazetelere pazar yazısı yazmaya benzemediğini hatırlatırım. Önceden bir literatür taraması yapılır, ön bilgi edinilir. Çalışırken tıkanılır, yanlış yollara sapılır, uzun uzun düşünülür. Sonunda da yazılır, ki matematiği yazmak bile zaman harcayıcı birşeydir. Başkalarıyla işbirliği yapmak bu yükü biraz azaltabilir, ama çok değil. Üniversitede haftada 9-10 saat ders veren, ailesi ve sosyal hayatı olan, her şeyi bırakın normal uyku uyuyan birinin haftada bir yayın çıkarması mümkün değil.

Erdöş’ün üretkenlik rekoru

Yine de ikna olmadıysanız bir karşılaştırma yapalım. Tarihteki en üretken matematikçilerin Leonhard Euler ve Paul Erdöş olduğu kabul edilir. Erdöş daha yakın zamanda yaşadığı için karşılaştırma için onu kullanalım.


Erdöş ömrü boyunca, 1930’lardan başlayarak 1996’daki ölümüne kadar (bir konferansta kalp krizi geçirdi, yani çalışırken öldü) 1525 bilimsel makale yayınladı. Ortalama olarak yılda yaklaşık 25 makale. Gençliğinde bu ortalamanın daha düşük olması muhtemeldir.

Buna karşılık Ahmet Yıldırım’ın yıllık ortalaması 50’nin üzerinde, Erdöş’ün iki katı!

Belki de Yıldırım’ın şartları araştırma yapmaya Erdöş’ten daha uygun, zamanı ve imkânları daha fazladır. Gerçekten öyle olup olmadığını anlamak için Erdöş’ün hayat tarzına ve çalışma usulüne bakalım.

Erdöş’ün çok sıradışı bir hayatı vardı. Hiç evlenmedi, aile kurmadı, hatta bir yere yerleşmedi bile. Hayatının çoğunda yanında annesiyle şehirden şehire, ülkeden ülkeye gezdi, beraber çalıştığı matematikçilerin misafiri olarak yaşadı. Kariyerinin başında çeşitli üniversitelerin kadrosunda çalışmışlığı vardı, ama o zaman bile hep geziyordu, yani ders vermek veya idari görevler gibi şeylere zaman harcamıyordu.

Erdöş çoğu çalışmasını işbirliği yaparak hazırladı. Hayatı boyunca 511 matematikçiyle beraber matematiğin farklı alanlarında yayınlar yaptı. Beraber çalıştığı matematikçiler büyük Erdöş’le çalışmanın şerefine karşılık bu çalışmaların yazılması, yayıncıya yollanması, takibi vs. gibi angaryaları seve seve üstlenirlerdi. Şahsi işleriyle de annesinin ilgilenmesi sayesinde Erdöş her gün yirmi saat matematik düşünür, başka şeye kafa yormazdı. Kafasını çalıştırmak için uyarıcı amfetamin hapları alır, aşırı miktarda kahve tüketirdi.

Bu hayat tarzını tabii kimseye tavsiye etmem, ama bir bilimcinin bundan daha fazla çalışmasının mümkün olmadığını takdir edersiniz herhalde.

Bir benzetme yapmak gerekirse: Atletizm rekortmeni Usain Bolt yüz metreyi 9.72 saniyede koşarken birisi çıkıp “ben beş saniyede koşuyorum” dese, fazla incelemeden bu iddiayı reddedebiliriz. Zahmet edip incelerseniz muhtemelen ya kullandığı “metre” daha kısadır, ya “saniye”si daha uzundur, ya da giden bir trenin üzerinde filan koşmuştur!

Yüz metreyi beş saniyede koşma iddiasını çürütmek çok kolaydır. Bilimsel yayın alanındaki benzer iddialarda ise durum daha karmaşık, çünkü bibliyometri (bilimsel yayın ölçümü) yöntemlerindeki boşluklar yüzünden bu iddialar bir şekilde savunulabiliyor. Bilimsel yayıncılığın “metre”si “saniye”si muğlak. Bu boşlukları iyi anlamak ve muhtemel istismarları farkedebilmek çok önemli.

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

09 Ocak 2012 tarihinde Akademik, Akademik Sahtecilik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 5 Yorum.

  1. Ahmet yıldırım’ın doktora tezi ile ji-huan he tarafından yazılan kitap karşılaştırılsın. Birebir aynı.

  1. Geri bildirim: Akademik yayın dalavereleri: El Naschie vakası | Kaan Öztürk

  2. Geri bildirim: Akademik yayın dalavereleri: Sayılar nasıl şişirilir? | Kaan Öztürk

  3. Geri bildirim: Akademik yayın dalavereleri: Her yerde | Kaan Öztürk

  4. Geri bildirim: Şişme Dergiler ve Etik İhlâlleri | Kaan Öztürk Blog

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: