Rektörlerin bilimsel yayınları

Dünkü Cumhuriyet Bilim-Teknik’te Celal Şengör, bütün üniversite rektörlerinin bilimsel üretiminin gazetelerde yayınlanmasını teklif etti:

Öğrenci Tutuklamak ve Rektörlere Bakmak

Adları üniversite olduğu halde kendileri bu tür kurumlar olmaktan maalesef çok uzak olan bazı müesseselerimizde bugünlerde muhtelif “suçlardan” ardı ardına öğrencilerin çeşitli çezalar aldıklarını işitiyorum. Buna çok üzüldüm, zira benim öğretmen olarak ilk kuralım şudur: Öğrenci kutsaldır! Ama öğrenci suç işlemez diye bir kaide olmadığı için de her durumu tek tek incelemeden buna karşı bir yazı yazmaktan kaçındım. Böyle bir incelemeyi yapmaya ise ne vaktim var ne de bilgim buna müsait. Muhakkak bir hukukçu arkadaşımdan yardım almam gerekirdi. Vakit olmayınca bunu da yapamadım.

Yalnız, haberlerden öğrenebildiğim üzere konser bileti sattı diye mahkeme karşısına çıkan öğrenciler hakkında karar vermek belli ki hâkimleri bile rahatsız etmiş, ama onlar da ne yazık ki kanun böyle, umarız yakında değişir diyerek çaresiz kararlarını vermişler. Kısacası öğrencilerin yaptığı kanuna karşı gelmek.

Şimdi aziz dostlarım, Abbas Güçlü’nün çok eskilerde kalmış bir yazısına dönelim. Aziz dostum Abbas orada bir sürü üniversite rektörünün yayın ve atıf sayılarına bakarak pek çoğunun sıfır çektiğini belgelemiş, bizleri de dehşete düşürmüştü. Yani bu muhterem rektörler, ülkemizde bırakın profesörlüğü falan, doçent bile olabilecek kıstasları dolduramıyorlardı.

Şimdi, muhterem basın mensuplarından önemli bir istirhamım var: Bugün faaliyet gösteren tüm rektör ve dekanlarımızın uluslararası atıf endeksine giren dergilerde yayımlanmış yayınlarının ve bu yayınlara
alınan atıfların sayısını yayımlasınlar (bu en çok bir saatlik bir iştir). Bunlardan profesör olabilmek için gerekli sayıların altına düşenleri gazetelerinin mümkünse ilk sahifelerinde (ve gene mümkünse bu ze-
vatın fotoğraflarıyla) yayımlasınlar.

O zaman ben de, memleketimizde değil, uygar ülkelerde profesör olmanın gereklerini özetleyen bir yazı yazarak muhterem rektörlerimizin kaç tanesinin uygar dünyada profesörlük titrine hak kazandıklarını göstereceğim. O zaman sanırım muhterem savcılarımıza ve anne-babalara iş düşecektir. Dünyada kabul gören kıstasların altında kalan zevatı nasıl üniversite yönetsin diye atarsınız diye onları atayanları umarım mahkemelere taşırlar, biz de milletçe bu gelişmeleri seyreder not alırız.

Gazetecilerin bunları korkmadan yayımlayabileceklerini sanmam. Malûm ülkemizde geniş bir basın özgürlüğü var. Onun için gerçek gazeteci gerek. Bunu yapabilecek bir-iki babayiğidin çıkması yeter. Meselâ doğrucu Davut rolüne soyunan Taraf bunu yapabilir mi? Sevgili arkadaşım Neşe bu konuda verileri derleyip meselâ rektör atamalarındaki nihâî otorite olan Sayın Cumhurbaşkanımızla bir röportaj patlatır mı?

Bu kadar iyimserlik fazla bile olsa, bir iki sıkı gazeteci en azından verileri yayımlayabilir (zira, yukarıda da imâ ettiğim gibi, bu veriler herkese açıktır). İşte o zaman da çocuklarını ne büyük sıkıntılarla bu üniversitelere yollayan ebeveyne sıra gelecektir. Onlar da hiçbir şeyden korkmadan kıstasları doldurmayan rektörlerin ve onları atayanların peşine düşmelidirler.

Ha bunu yapmazlarsa ne olur? Hiiç! O zaman çocuklarının her ağızlarını açtıklarında, her bilgisayar tuşuna vurduklarında kendilerine aslında adam gibi bir şey öğretemeyen professör müsveddeleriyle doldurulmuş okullardan kovulmalarına, hapislere atılmalarına da razı olurlar. Mâlûm memleketimizde bugünlerde Arap hayranlığı moda. Onlara bir Arap atasözü hatırlatayım: «Gözyaşı dökülmeden büyük bir iş başarılamaz». Bir ülkenin yüksek öğretimini düzeltmekten daha büyük bir iş olabilir mi?

Var mısınız?

Çok yerinde bir teklif, ve kesinlikle yapılması gereken bir iş. Fakat, uygulanmasında birkaç sıkıntı olacaktır.

Birincisi, bu verilerin derleneceği ​Web of Knowledge​ veritabanı kişileri ayırt etmekte yetersiz. İsmin baş harfi ve soyadı ile arama yapılıyor, o zaman da yaygın bir soyadına sahip olanlar birbirine karışıyor. Rektörün özgeçmişini bilip, geçmişte çalıştığı kurumları da taramaya katmak gerek, o zaman da bu işi yapmak biraz daha zaman alır. Yine de mesele değil, en fazla birkaç günlük iş.

İkincisi, rektörlerin çoğu bu işten hoşlanmayacaktır. Muhtemelen Celâl hoca bunu bildiği için gazeteciler yapsın dedi, ki onların bile çoğunun yapamayacağını kabul ediyor. Bu taramayı bir akademisyen yapsa başı ağrır, düşman kazanır, eğer kıdemsizse hayatı kayar.

Üçüncü ve en önemli mesele ise, bu sayıların bir yerden sonra bir mânâ ifade etmemesi. Elbette her bilimcinin belli bir üretimi olmalıdır; üç beş yayını olan birisi profesör olarak da, rektör olarak da yetersizdir. Ama makaleleri ve atıfları çok yüksek sayılara tırmanmış olanlara da şüpheyle yaklaşmak gerekir. Bu sayıların nasıl kolaylıkla manipüle edilebildiğini daha önce uzun uzun anlatmıştım.

Tanıdığım seçkin ve geçkin bir bilimci şöyle demişti: “Bizim kuşak makale yazmayı öğrendi, bizden sonrakiler ise iyi yazmayı.” Yeni kuşak makalelerin niteliğini artırmaya, atıf almaya çalışırken, maalesef aynı evrim uyduruk makale yazanlar için de geçerli: Sadece yazmakla kalmıyorlar, yazdıkları iyiymiş gibi makyajlamaya da çalışıyorlar.

Bir silâhlanma yarışı gibi: Bilimsel üretimin kalitesini yükseltmek için ölçüler geliştirildikçe, kolay yola sapanlar o ölçüleri istismar etmenin yolunu buluyorlar.

Dürüst bilimcilerin çok yakında yayın ve atıf sayısı göstergesinin ötesine bakmaya başlamaları gerekecek, çünkü dürüst olmayanlar bu göstergeleri yanıltmayı çoktan öğrendiler.

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

17 Mart 2012 tarihinde Akademik, Akademik Hayat içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. Kozmik Akademi

    Kopya skandallarıyla meshur bir kuruma , intihalci yeni baskan yakisirdi ; eksik edilmedi. Yeni baskan hakkindaki ilginc bir iddia da doktora tezinden kopya – yapistirlarla urettigi makale sayisiydi , muhtemelen dunya rekoru : 40 ! Tekstil uzmani (?) yeni baskanin ilginc yayin listei ortada yok , isteyen gazetecilere verilmedi : GIZLI imis. Profesor yapilirken 5 juri uyesinden 4 ‘u akademik calismalarini elestirmis. Buna ragmen , profesor yapilmis ; bolum baskani ve son olarak Fen Bilimleri Enstitusu muduru yapilmis. Fatih doneminde kurulduk , diyen bir universitede.
    Bu “ahval”i ozetleyen orneklerden 1’i.

    Bir rektorun , bir akademik personelin , akademik olarak izini surmek , akillara ziyan derecede zor olabilir , ornekteki gibi.
    1. Yayin listesi ortada yok , ulasamiyorsunuz : GIZLI.
    2. Yayin listesini buldunuz ; bu yayinlar akademik personelin dosyasinda var mi ;
    ogrenemezsiniz : GIZLI.
    Universitelerin akademik kriterlerinin balon oldugu , bombos akademik dosyalilara profesorluk ikram edildigi gayet iyi biliniyor.
    3. Bu yayinlar gercekten var mi ; tek tek kontrol ederken surprizlere hazir olun !
    4. Yayinlari buldunuz ; duzgun mu , hileli mi ; SCI ‘da olmasi hileli olmadigi anlamina gelmiyor.
    Ornek-1. Turkiye’de bir tip dergisi , SCI ‘da. Dergide ilk karsiniza cikan su : “Tip uzmani degilseniz , bu dergiye bakmayin”. “Degilim” derseniz , sizi siteden baska safyalara atiyor , dergiyi gostermiyor.
    Derginin 2012 yili ilk sayilarinda bir makalede rivayete gore “yapay sinir aglari ile agiz kokusundan diyabet tanisi” yapmaktalarmis. Bu makaleye itiraza , derginin ilk verdigi cevap soyle : “itiraziniz editorler kurulunca incelenecektir” , son cevap ise soyle : “yayinlanmis makalelere dokunmuyoruz”..
    Ornek-2. Adinda “bilim” olan bir kurumun dergisi , SCI ‘da. Calinti makaleye itiraza cevabi soyle : “5 yildan eski calinti makaleleri atmayiz”.
    Ornek cok , bu kadar yetsin , diyelim.

    Yuksek lisans , doktora tezleri.
    Yayin listesinin , cogu zaman gozden kacirilan , ana unsurlari.
    Hersey bunlarda basliyor.
    O yuzden makalelerden once bunlara bakmak gerekiyor.
    Bulabilirseniz ; GIZLI !
    Zaten hayli eksik gedik Ulusal Tez Arsivi : cogu GIZLI.
    Tezlerin yapildigi yerlerin kutuphaneleri : ulas ulasabilirsen ,
    kapisindan iceri sokulmamak var , girebilip buharlastigini gormek var ,
    gorup kopyasini edinememek var : GIZLI.

    Tezlerin izini surerken cok yaygin karsilasilan , pek bilinmeyen ,
    “tez dalavereleri” ; akliniza gelen orneklerle deneyerek gorebilirsiniz :
    Ornek-1. Lisans mezuniyeti 1959 , doktora mezuniyeti 1961 , ziraat fakultesi.
    O yillarda zaten 3-4 universite var.
    Sonraki yillarda 10 yil bilgisayar muhendisligi bolum baskanligi ve o bolumde
    danismanlik yapilan pek cok “evlere senlik” (!) doktora ve yuksek lisans tezleri.
    Buyuk bilgisayar muhendisligi projelerinde her tur sektore danismanliklar.(?).
    Bilisayar muhendisligi koularinda zirvedeki (?) ilkleri oynamak.
    Ornek-2. YOK doneminin ilk universitelerinden 1’i. Bilgisayar öuehndisligi bolumu.
    10 ‘larca “evlere senlik” (!) doktoraz tezi. Tez danismanlari : Ornek-1 ‘in kahramaninin el verdigi birisi , 1 astrofizikci ve onlarin doktora mezunlari.
    “Evlere senlik” 1 doktora tezinde soyle bir alt baslik var :
    “Sinirliliklar :
    Bu doktora tezi , Bogazici ve bu universitenin kutuphaneleri ile sinirlidir”.
    Peki bu tezin kaynaklar listesinde kac kacnak mi var : toplam 7 ;
    onlarin da kel alaka kaynaklar oldugunu ve
    kaynaklar listesinde asil olmasi gereken kaynaklara dair en ufak bir iz bulunmadigini ,
    belirtmeye gerek yok herhalde.
    Ornek-3. Intihalci fizikcileri dunya basininda haber olmus bir universite. Fizik bolumunde bir doktora tezi : 4 uydu fotografi arasindaki farki cikarip ,
    “surasi artik yesil degil , orman yangini burada olmus”, diyen.
    Ornek-4. Ilk 3-4 universiteden 1’i. Isletme bolumu. Internet sitesiyle bilgisayar muhendisligi dersi ogretmenligi yapmak uzerine “evlere senlik” (!) yuksek lisans ve doktora tezleri.
    Ornek-5. YOK oncesinde kurulan universitelerden 1’i. Makina muhendisligi bolumu. Bilgisayar muhendisligi konularinda “evlere senlik” (!) doktora tezleri. Tez danismani : nukleerci (?).
    Ornek-6. Makina teknik ogretmenligi , makina muhendisligi bolumlerinde “nukleer santral” konulu , roketleri Mars’tan uzak gezegenlere bile goturen , pek cok doktora tezleri. Universitelerden 1’i 4 duvar ve 1 tabela , 1’i Ornek-5’teki. 1’i “aile boyu intihal” ile meshur.
    Ornek-7. Populer bir ozel universite. Bilgisayar muhendisligi bolumunde bir dizi
    “evlere senlik” (!) “tibbi teshis” konulu yuksek lisans tezleri.
    Tezler soyle : 3.000 x 3.000 nokta boyutlu renkli tibbi goruntuler alinir ,
    bunlarlla ne yapilacagi bilinemez , 20 x 20 nokta boyutuna kucultulur , gri tona cevrilir ,
    kusun tuyune donmus resme dalgacik donusumu 1 seviye uygulanir ,
    boylece eldeki veri sayisi 10 x 10 = 100 noktaya dusurulur ,
    bu 100 nokta sihirli yapay sinir agina sokulur ,
    retina hastaliklari , beyin tumorleri , meme kanseri , 1001 turlu hastalik ,
    sip diye teshis edilir.
    Ornek cok , bu kadar yetsin , diyelim.

    “Ahval” boyle.

    Akademik manzarayi gormek icin , makalelerden once
    izi surulenin kendi ve varsa danismanlik yaptigi
    yuksek lisans ve doktora tezlerinin izini surmek ,
    cok daha pratik ve carpici (!) olabilir.
    Dalavere iliskileri agini daha cabuk resmedebilir.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: