Celal Şengör ve Kenan Evren

Çoğu Şarklı genç gibi ben de “hoca” denen varlığa saygı duyarak büyüdüm. Hocalar derindir, çok şey bilirler, hep düşünürler, dolayısıyla her konuda aydınlatıcı fikirleri vardır.

Sonra başka ülkelere gidip yabancı hocaları görünce biraz afalladım. O hocaların bilimsel kaliteleri ve bilgi birikimleri bizimkilerin çoğundan daha ileriydi, ama bazı açılardan sığ, hatta hatalı olduklarını görüp şaşırdım. Muhtemelen ben de eskisinden daha sorgulayıcı olmuştum.

Doktora yaptığım üniversitede çalışan Nobel ödüllü bir kimyacının “Dünyaya yönelik tehditler” başlıklı konuşmasını dinlemeye gitmiştim. Bir bilimcinin meselâ küresel ısınma, fosil yakıtlar, kirlilik vb. tehditlerden bahsetmesini beklerdim ama gayet siyasi bir konuşma çıktı karşıma. “Nükleer tehditler” başlıklı bir slaytta ülkeler tehdit derecesine göre sıralanmıştı. En başta İran vardı, sonra Kuzey Kore, en son sırada ise ABD. İsrail ise listede hiç yoktu. Kıymetli profesörün derdi sadece ABD’ye yönelik tehditlerdi.

Fencilerin sadece siyaset konusunda değil, diğer fen bilimleri konusunda da bocaladıklarına şahit oldum. Meselâ, nanoteknoloji alanında çok sayılan bir profesörün, yaratılışçılığı savunan bir konuşma yaptığını görmek beni şaşırtmıştı. Profesör ABD’nin en yobaz mezheplerinden olan Baptist’lere dahildi ve dini hisleri bilimsel metodolojisinin önüne geçmişti.

Bu ve benzeri olayları gördükten sonra “hoca”lara eskisi gibi saygı duymaz oldum. Gördüm ki onlar da kendi alanları dışına çıkınca herkes kadar sığ ve önyargılı olabiliyorlar, bilimsel titizliklerini işlerine geldiğinde kolaylıkla devreden çıkarabiliyorlar.

Bunları zaten daha önce de yazmıştım. Tekrarlamamın sebebi, Celâl Şengör’ün, 12 Eylül davasında Kenan Evren lehine müdahil olmak istediğini söylemesi. Şengör şöyle yazmış:

İstanbul’da neredeyse gündelik 20 kişinin öldürüldüğünü nasıl unuttuk? Okullarımızın kapılarında jandarmanın nöbet tutmak zorunda kaldığı günleri nasıl unuttuk? Coşmuş enflasyonu nasıl unuttuk? Bir cenazede bile birbirlerine arkalarını dönen politik liderlerimizi nasıl unuttuk?
Evet, darbe yapıldı. Ama sonra demokratik bir şekilde bize soruldu “beğendiniz mi?” diye. Milletimizin yüzde 92’si serbestçe verdikleri oylarla “aman çok şükür, ne iyi ettiniz, yaptıklarınızı da pek beğendik” demedi mi?
Şimdi Evren ve Şahinkaya yargılanırken onların yaptıklarını oylarımızla tasvip eden biz, milletimizin yüzde 92’si yargılanmış olmayacak mı? Üstelik darbeden sonra yapılan her fena işi darbeyi yapanlara atfetmek insaflı mıdır?

Celâl Şengör sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en ileri gelen jeologlarından. İlgi alanları çok geniş. Jeoloji, jeoloji tarihi ve coğrafya tarihi konusunda derinlikli çalışmaları var. Aile zenginliğini hovardalığa değil, kitaplara ve bilimsel gezilere harcayan, tabiat tutkunu bir insan. Dünyadaki saygın bilim akademilerinin üyesi. Cesur bir insan; dinsizliğini açıkça söylemekten, Türk üniversitelerindeki bilimsel yozluğu dobra bir dille ifşa etmekten çekinmez.

Ama ne yazık ki Şengör’ün ordu hayranlığı marazi bir halde. TSK ne yaparsa en iyisidir, sadece onlar doğruyu yapar havasında. Biyografisinde de bu hislerini açıkça söylüyor zaten. TSK’ya taassupla bağlı. Sanki dünya çapında bir bilimci değil, şeyhinin söylediklerini sorgusuz sualsiz kabul eden gariban bir köylü var karşımızda.

Artık herkes biliyor: Darbeden bir yıl önce başbakan Demirel, Evren’e sıkıyönetim teklif etti, Evren ise ordunun gücünün yetersiz kalacağı gerekçesiyle bunu reddetti. Oysa, asıl amaç olayların tırmanmasına izin verip, halkın darbeyi memnuniyetle karşılayacağı bir ortam yaratmaktı. Bir günde olayların dinmesi de bunu ispatlıyor. Yani İstanbul’da günde yirmi kişinin ölmesinin birinci mesulu aslında Kenan Evren’dir.

Şengör’ün “demokratik şekilde sordular” demesi kaba bir şaka mı, insanların aklına hakaret mi, bilemedim. Gazetelerin en sudan sebeplerle kapatıldığı, “Red” oyu vermenin propagandasını bırakın, imasının bile yasaklandığı, buna karşılık Evren’in şehir şehir dolaşıp kabul oyu verme propagandası yaptığı bir ortamda yapılan referanduma demokratik diyorsa, Şengör demokrasi nedir bilmiyor demektir.

Baskı hafiflediğinde yapılan seçimi askerlerin adayı Sunalp’in değil sivil Özal’ın kazanması, birkaç yıl sonraki referandumda eski siyasetçilerin yasağının kaldırılması, milletin darbecilerin yaptıklarını pek de beğenmediğini gösteriyor zaten.

İşin en acaip tarafı, dinsiz olan ve dinin zararlarını her fırsatta anlatan Şengör’ün prensiplerini kenara itmesi ve ayetlerle din sömürüsü yapan, Anayasa’ya din dersi koyduran Evren’i coşkuyla desteklemeye koşturması. Herhalde sorsak “o başka bu başka” diyecektir. Dinozorlar üzerine tez yazan yaratılışçı da öyle demişti.

Hasan Cemal, darbeden sonra yapılan işkencelerin bazılarını bugün köşesinde yazmış. Darbeyi yapanların bu vahşetten sorumlu olmadıklarını söyleyebilmek için gerçeklere gözünü kapatmış olmak lâzım.

Zihnen en ileri gitmiş insanların bile bazen akli melekelerini şalter indirir gibi kapatıvermeleri bana çok şaşırtıcı geliyor. Ama ne yaparsınız, insan tabiatı böyle.

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

08 Nisan 2012 tarihinde Akademik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 4 Yorum.

  1. anadoluhayvani

    Malesef doğru ama işin bir de öteki yüzü var. Benim kişisel gözlemim özellikle Avrupa’da akademik camiada gayet berrak görüşlere sahip insanların çoğunlukta olduğu yönünde; ancak konuşunca hemen hepsinin görüşlerini ifade etmekte mesafeli davrandığını görüyorum. Buna büyük ölçüde insanların bilgisi ve görgüsü arttıkça ciddi meselere karşı şüpheciliklerinin artmasının ve düşüncelerinin kişiselliğinin farkına varmalarının neden olduğunu düşünüyorum. Bir yandan da (açık görüşlü olması beklenen) toplumsal muhalefetin bugün aşırılığa meyilli olması mesafeyi iyice arttırıyor.

    İnsanın görüşleri ne kadar hamsa, kendini ifade etmekte bir o kadar cesur davranabiliyor. Hatta yer yer insan kendisinde bile aynı davranışı gözlemliyor; mesela, geçmişte siyasi konular hakkında daha fazla fikir belirttiğimi hatırlarım ya da bilimsel konularda alanımda bilgim arttıkça spekülatif fikir üretme motivasyonum ciddi derecede azaldığı görüyorum.

    Buna bir de toplumda varolan sığ görüşleri ifade edenlere duygusal desteğin daha fazla olmasını da ekleyebiliriz. Bugün toplumda bilimsel otoriteden nemalanmak isteyen çok fazla kesim var. Bir bilim adamı küresel ısınma hakkında fikir belirttiğinde eleştirilerle muhatap olurken, ABD’ye karşı tehditler hakkında konuştuğunda çokça tebrik aldığına ve destek bulduğuna eminim. Biraz kişilik zaafı olan bir insanı yolundan saptırmak için yeterlidir bu.

  2. Hanedan ul Akademi

    Osmanlı Imparatorlugu’nın universiteye denk birkac egitim kurumu var.
    Hatta 1915 Çanakkale Savaşlarında tip öğrencilerinden bazi siniflardakilerin tamamı olur.
    1933’te universitelere ilk mudahele yapilir, ulkedeki 250 kadar universite hocasinin 1-2 tanesi haric hepsi isten atilir , universiteler hocasiz kalir.
    1930’larda Almanya’dan kacip gelen yahudi hocalardan bir kaci buralarda uzun sure barinmayi becerebilir, cogu buralardan da kacmak zorunda kalir.
    1950’lere kadar universite kavramindan pek hoslanilmaz buralarda
    1950’lerde 4.-5. universiteler kurulurken, koku Osmanli sonrasi Irak’inin
    Ingiliz kumandali ilk basbakanina, Musul – Kerkuk petrollerine dayanan
    bir hanedan turer aniden ; universitelerin tekelidir, onun izni olmadan universitelerde 1 tek civi cakilamaz.
    Ceviri – calinti kitapla profesor oldugunu daha o yillarda farkeden,
    sonradan meshur ekonomi profesorlerinden 1’İ olan akademisyen ,
    25 yil sustuktan sonra bunu, sonradan katledilen bir gazeteci arkadasina
    anlatinca duyulur.

    1960 darbesi olur ; hanedan yine universitelerin tekelidir.
    1971 muhtira darbesi olur ; hanedan yine universitelerin tekelidir.
    1980 darbesi olur ; hanedan yine universitelerin tekelidir.
    1997 post-modern darbesi olur ; hanedan yine universitelerin tekelidir.

    Hanedanin 2. kusak 2 uyesinden 1’i rektor olur, ardindan oteki ;
    1’i tum universitelerin sorumlusu olur, ardindan oteki.
    Bunlar olurken, hanedanin bu 2. kusak uyeleri ayni zamanda
    hanedanin milyarlarca usd cirolu 50 kadar sirketinin yonetim kurulu uyesidir.

    1980 darbesinin basi anilarinda,
    veto ettikleri kisilerden sadece 2’sinin vetolarin
    ABD baskisiyla kaldirildigi,
    yoksa darbeyi surdurmelerine izin verilmeyecegini ,
    yazar.
    1’i bu hanedandir.
    Vetosunu kaldirmakla kalmaz,
    onu yine universitelerin tekeli ilan eder,
    ustelik onun yazdirdigi yasayi da onaylar.
    Oteki de “tonton amca” da denen birisidir.

    Hanedanin hikayesi yazilmadi.
    Birileri yazsa, ulke tarihine de
    darbelerin arka planlarina da
    universite tarihine de cok ilginc bir bakis acisi getirecektir.

    Ilginc bir not daha duseyim :
    1980 darbesi sonrasi secimlerde askerlerin adayi dene kisinin
    ETO’nun o zamanki #1’i oldugu,
    bugun resmi ortamlarda konusuluyor.

  3. baris akkurt

    yazılarınız çok güzel, yalnız bence bu konuda haksızsınız. bugün yapılan ve evren yargılanıyor denilen şey tiyatro ve milletin gündemi değişsin diye uydurulmuş bir safsatadır. bu nedenle, bu tiyatroya karşı çıkmak bence boynumuzun borcudur. kenan evren şeytanın ta kendisi de olabilir yalnız bugün dediğim gibi yapılan hesap sormak değil gündem değiştirmektir. bu nedenle bence bu 12 eylül tiyatrosunu bir kenara bırakıp asıl gündeme odaklanmakta yarar var.

  1. Geri bildirim: Celal Şengör: Bir Toplumun Çöküşünü Üniversite Tercihlerinde İzlemek | Kaan Öztürk Blog

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: