Yangın çıkaran cinler!

İlginç bir haber çıktı dün: Siirt’te yaşayan bir ailenin evinde son dört ayda 300 kere kendiliğinden yangın çıkmış. Dört kere ev değiştirmişler, ama yangınlar dinmemiş. Kapılar, eşyalar, hatta buzdolabının içinde bile yangın çıkmış. Çocuklarının okula götürdüğü mont ve kitapları okulda yanmış. Talihsiz aile canından bezmiş.

Merak uyandırıcı, büyüleyici bir konu. Garip ve alışılmadık birşeyler olduğu kesin. Yakın zamanda Açık Bilim için Ani İnsan Yanması (Spontaneous Human Combustion) hakkında bir yazı hazırlamış olduğum için, bu olay ilgimi çekti. Yeterli bilgiye sahip olsam deneysel olarak inceleyebilmek isterdim.

Tabii olayın, haşarı bir çocuğun kibritle oynamasından ibaret olması ihtimalini de göz ardı etmemek lâzım. Ondokuzuncu yüzyılın birçok peri ve ruh “olayı” basit şakalardan ibaretti.

2004 tarihli bir haberde, Konya’da çöken bir binada arama-kurtarma çalışmaları sırasında enkazdan çıkan eşyaların kendiliğinden alev aldığı bildirilmiş. 30 Kasım 2010 tarihli bir haber Urfa’da benzer bir olaydan bahsediyor. Bir ay sonrasında benzer bir iddia Kırşehir’den gelmiş.

1980’lerde çıkan Bilinmeyen Ansiklopedisi’nde Adana’dan böyle bir olayı (çok da ürpertici şekilde, rüyalara giren ak sakallı dedelerle süsleyerek) anlattıklarını hatırlıyorum. Yani çok da nadir olmayan bir olay bu. Kimyacılar, inşaatçılar, yangın uzmanları incelese çok ilginç bir açıklama bulunabilir belki.

İncelemeye ne hacet! İnsanlar zaten suçluyu bulmuş: Cinler. Siirt valisi olaya “fizik ötesi” demiş (sanki fiziği baştan sona biliyormuş gibi). Müftü ise biraz daha ayrıntıya girmiş:

İnancımıza göre, cin diye bir varlığın olduğundan haberdarız … Bu cin dediğimiz varlıkların bir kısmının iyi varlıklar olduğunu aynı zamanda onların kötülerinin de olabileceğini öğrenmekteyiz. Etrafına fayda sağlayan olduğu gibi zarar verenin de olduğunu görmekteyiz. Bu hadiseyi gerçekleştirenler onlar mı değil mi bilemeyiz ancak bunun onlar tarafından yapılmış olabileceğini aileye aktardım.

“Bilemeyiz” demesi müftünün hanesinde artı puan, ama cinlerin varlığına dair hiç bir delil yokken (eski bir kitapta geçmelerini delil sayacaksak Grendel’e, Kiklops’a, Şiva’ya da inanmamız gerekir) bir olayın açıklaması olarak cinleri böyle kolaylıkla ortaya atıvermesi hayal kırıcı.

Doğal olayların doğal açıklamaları vardır. İki bin beş yüz yıl önce, Aydın’lı Thales bu prensibi kabul ederek, tabiatı mitolojiye başvurmadan açıklama çabasını başlatan filozof oldu. Bu yaklaşım çok da başarılı oldu. Ama ne gariptir ki, sonradan çıkan, ve hiç bir şeyi doğru bilemeyen dinlerin yüzde biri kadar bile takipçi bulamadı.

Yanma olayının sebebi nedir bilmiyorum, ama özel fiziksel ve kimyasal şartların yarattığı garip ve ilginç bir olay olduğundan eminim. Bu olaya cinlerin (veya elflerin, veya vampirlerin, veya ejderhaların) sebep olmadığını da biliyorum. Nasıl bu kadar emin olabiliyorum? Çünkü şimdiye kadar cinler-periler-tanrılar-ruhlar ile eğri büğrü açıklanmaya çalışılan ne varsa, hepsi doğal mekanizmalarla açıklandı. Buna karşılık mistik açıklamaların hiç birisi başarılı olmadı. Şimdiye kadar cinlerin varolduğunu düşündürecek hiç bir şey görülmedi. Bu olayın sebebi çözüldüğünde, cinlerden perilerden çok daha büyüleyici bir açıklaması olacağından da eminim. Ama ne yazık ki çoğu insan renksiz, bayat, üstelik yanlış bir efsaneyi, gerçeğin ilginçliğine tercih ediyor.

Kısa bir internet taraması yaptım. “Spontaneous ignition” ile arama yaptığınızda, kendi kendine çıkan yangınlardan bahseden belgeler bulabiliyorsunuz. Bu belgelerde cinler periler yerine, doğal kimya süreçlerine dayalı açıklamalar okuyabiliyorsunuz. Adamlar bu olayı bir yangın riski olarak belirlemiş, gerekli tedbirleri mevzuata koydurmuş. Sözgelişi, kurutulduktan sonra soğumadan katlanıp istiflenen çamaşırların tutuşma riskini artırdıkları için, çamaşırhanelerde poliüretan sandıklar kullanılması yasaklanmış.

Gelişmiş toplumlarla geri kalmış toplumları birbirinden ayıran çizgi çok net: Karşılaştıkları olayları doğal neden-sonuç ilişkileriyle açıklamaya çalışan, problemleri kabullenmek yerine akıl ve icatla çözme yolları arayan toplumlar gelişiyor, ilerliyor, zenginleşiyor. Buna karşılık, gündelik tecrübenin dışında kalan şeylere hemen mistik açıklamalar yakıştıran, olguların iç yüzünü incelemeyen toplumlar geri kalıyorlar, derinlikli bilgi edinmedikleri için de problemlerini çözemiyorlar.

Ek

  • Garajımdaki Ejder blogu, yangınları aileden birinin çıkarıyor olmasının en basit açıklama olduğunu yazıyor. Bence makul.
  • Çukurova Üniversitesi’nden Üner Tan, çok uzun zaman kullanıldığı için kumaşlarda biriken yağlı kirin yanmaya sebep olduğunu söylemiş. Böyle örnekler var, ama normal kullanımda biriken eser miktarda yağ buna sebep olur mu, belirsiz. Sonuçta normal seviyede temizliğini yapan bir aileden bahsediyoruz. Hadi bir iki kere olsun, aynı yerde yüzlerce kere olur mu?
    Ayrıca, böyle yanmalar hava akımı olmayan yığınlarda başlar. Askıda asılı duran bir montun böyle yanabileceğini sanmıyorum. Zaten kumaşların yanı sıra kitaplar ve kapılar da yanmış.
  • Bir de Ankara’da olmuş. Bir tek gün içinde, evin 11 yaşındaki kızının bulunduğu yerde on kere yangın çıkmış. Çocuk komşuya gitmiş, orada yangın çıkmış. Akraba evine gitmişler, orada da. Aile “yalnız bırakmıyoruz. Yalnız kaldığında mutlaka yangın çıkıyor.” demiş. Baba da eklemiş: “Kızımın cinler tarafından yönlendirildiğine inanıyoruz. Bunun başka izahını bulamıyoruz.
    Tabii tabii. Yalnız bırakılan bir çocuğun bulunduğu yerde ateş yanmasının başka hiç bir izahı olamaz elbet.
    Babası, çakmağının cebinde olup olmadığına baksa başka bir izah bulur belki.
Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

24 Aralık 2012 tarihinde Safsata içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 38 Yorum.

  1. Gozardı edılecegı bellı olan bır konuya, gozardı edılemeyecek kadar onemlı bır elestırı yapmıssınız; cok da haklısınız . Insanların kendı kendılerıne , hatta evlerınde uyuyakaldıkları koltuklarında yanmaları hakkında yapılan bır arastırmayı ızlemıstım yıllar once yabancı bır belgesel kanalında. Tıpkı sızın anlatmaya calıstıgınız gıbı; mıstık boyutlarda dusunmek yerıne yanlarına bılımı alarak cıktılar yola . Sonucunda ıse , ınsan bedenınde bulunan elektrıgın artması ve vucuttan atılmamasının boyle yangınlara neden olabılecegı , ısın profesyonellerı tarafından acıklanmıstı . ‘Bu olay ulkemızde olsa.. ‘ dıye baslayan cumleler kurmamıza gerek yok; bu haber ulkemızdekı bakıs acısını bırkez daha gosterdı . Bu guzel elestırınız ıcın fıkrınıze saglık .

  2. açıklama diye yaptığınız şeyin mantığı,bilim dininin laboratuar manyağı ineklerine tapan yobaz ateist safsatalarından farksız olmuş. Gözüyle görmediği hiçbirşeyin varolabileceğine inanmayan ama her ne hikmetse onların yüzü suyu hürmetine yaşamını devam ettiren zavallılar!

    Emin olun buradan bakınca çok komik duruyorsunuz 🙂

    • sevgili ertan yazıyı gözünüzle okuyunuz. siz tapınıyorsunuz. biz hiç bir şeye tapınmıyoruz. çok istiyorsan cinler var ama hiç kanıt yok ve sen asla cinleri kanıtlayamayacaksın ve biz sana saygı duymalıyız ertan, çünkü sen ertansın. yarın ezine tam yağlı inek peynirine tapınmaya başlasan onada saygı duymalıyız. sonuçta gözle göremediğimiz bir keramet olabilir. ertan, git hadi.

      • isa@yahoo.com

        siz yazıyı gözünüzle oku diyene kadar başka taraflarımı kullanıyordum zaten sağolun hatırlattığınız için.
        Kendilerini hep ”önder- yolgösterici -birbilen” olarak gören zavallı zihniyet kendinden olmayanların ise en basit eylemleri dahi karıştırdığını/ yapamadığını zannederek (mecazide olsa) aşağılamaya çalışır.Tıpki yukarıdaki yazısını içinde bulunduğu güruha ;bir yobaza ağzının payını verdim heyecanıyla gösterecek olan gözündeki merteği göremeden elalemin kaşıyla,saçıyla uğraşacak seviyedeki şahıs gibi…
        He güzel kardeşim he! Ateist yobazlığı yaldızlamaya devam et 🙂

    • din olayı bende şöyle kabul buldukardeş şöyle anlatayım tanrı fizikten miünezzeh onun için bu olaylar fiziksel olarak gerçekleşiyor fiziksel bir açıklaması var bunutanrı yrattı.. onun için cin peri olayı değildir.

  3. Tespitiniz doğru ola bilir ama orada haberde elbisenin buzdolabına konulduğunu ve orada yangın çıkardıklarını söylüyor. Bu nasıl olacak?

  4. Lütfen biraz daha açın daha bilimsellik istiyoruz.

  5. Bir fizikçi (kaan bey gibi) sözlerine “Bak sen fizik bilmiyorsun” cümlesi ile başlar, böyle başlamamış ise arada derede bu cümleyi mahakkak çakar. sorsanız kovalent “Bağı” gösteremez, dahası elementleri, proton ve elektron yığını sanır.

  6. sedat yılmaz

    eve gece görüşlü bir kamera kurardım ben olsam bir hafta boyunca kayıt yapıp saniye saniye izlerdim bir hareketlilik yoksa bunu ya şizofren biri yada islam yaygınlaşsın diye sacma yola sapmış sacma bir misyoner yada ufak bir kız cocugunun yaptını anlamamız güç olmaz ya gercekse ozaman günde bes vakit değil 55 vakit namaza durmamız gerekecektir saygılarımla lutfen yorumuma sacma sapan eleştiri yapmayın bu benim görüşüm….

    • Sıze katılıyorum. Polısler de sızın gıbı dusunuyor olsa gerek kı evın heryerıne kamera yerlestırme kararı aldılar .

  7. sedat yılmaz

    kamera koymak sorun değilde görüntülerde tuhaflık varsa halkla kamuyla paylaşmaya bilirler bu olayda şaibeli kalır biri internette vs sızdırmazsa umarım paylasırlar tuhaf bıse tuhaf bı hareketlılık olursa yoksa o evın sahıbı dayaklık zaten mılletın gundemını mesgul edıyolar türkiyenin gundemınde işsizlik iş bulma ilerleme terorle mucadelede yenı hareketler yenı basarılar vs vs vs alamalı bence böyle bos işler değil….

  8. arkadaşın ateistliğini övemem ama pirömöni olayı bende kabul buldu

    • kız çocuğu birinçi şüphelim ikincisi ise babası röportaj verirken prize atlayan çocukbirde işin genetiksel boyutu var anneden geçmiş olabilir babanın haberi yoktur

  9. kimyasal olsa tv de açık açık gösterirlerdi tüp yakanlar var nette bilirsiniz

  10. kamera koyarlarsa yangın bitecek emin olun

  11. sedat yılmaz

    kamera iyi olur ailede evde kalsın bir kişide bir gece evde yatsın hepsi bu polis memuru veya bir görevli bulunsun evde bu haber yalansa ki işin içinde bir iş var ortaya cıktıgında halkımız akıllanmaz ya yıne ınanır yıne ınanır bunun gıbı kac haber cıkıyo aslı olmuyorda kamera degıl ya turkıyeyı toplasak o eve kar etmez malesef ülkemiz hurafe fal muska buyu vs vs vs ulkesi bır fılm vardı harry potur mu neyse burda mastır yapar arkadas o derece…

  12. Yazınızdaki başlığı da aşan; “ama cinlerin varlığına dair hiç bir delil yokken (eski bir kitapta geçmelerini delil sayacaksak Grendel’e, Kiklops’a, Şiva’ya da inanmamız gerekir)” kelimelerinizdeki “eski bir kitap” dediğiniz sanırım “Kur’an-ı Kerim” değil mi ?

    Yazık..

  13. Bilim zaten Yaratıcının yarattığı kuralları bilebilmeye çalışmaktır. Bilim Allahın sıfatlarından birisidir. İnsana ise bilimden çok az bir miktar verilmiştir. Hala insan hücresinin bile yüzde (%) üç (3) ünden daha azını bilebiliyoruz. İnsanın bugünkü bilgi birikimi ve geliştirdiği teknolojik aletlerle algılayabildiğinin ötesinde pek çok gerçek vardır. Göremiyoruz diye veya algılayamıyoruz diye gerçeklere karşı çıkmak asıl cahilliktir. “İnsanın kendi kendine yanması” gerçeği henüz çözülebilmiş değildir. canlıların vücudunda yanıcı ile oksitleyici biraradadır. Ancak yine de bir ısı kaynağına ihtiyaç vardır. insandaki oluşan statik elektrik ancak başka bir nesne ile etkileşmede potansiyel farkından dolayı yangın başlatabilir yoksa kendi içinde aynı düzeydedir. Dolayısı ile SHC olaylarını açıklayamaz. Siirtteki olaylarda ise cansız nesnelerin yanması söz konusudur. Burada havanın oksijenini kullanmaya ve ayrıca bir dış ısı kaynağına ihtiyaç vardır. Bitkisel yağların ilk sıkıştırma ısısı veya bozunma ısısı ile önce yavaş oksidasyon, sonra her 10 derecelik sıcaklık artışı ile reaksiyon hızının ikiye katlanması (Q10 kuralı) sonucu hızlı oksidasyona yani yanmaya dönüşmesi bilinen bir gerçektir ancak ortada yağ da yoksa bu başlatıcı ısı nerden sağlanmaktadır. Henüz insanoğlunun bilemediği ve ebediyyen bilemeyeceği pek çok gerçek vardır. “Görmediğime inanmam” devri çok eskilerde kalmıştır. Körler ülkesinde ise görmek kusur sayılır. Eskimez kitap Allah Kelamıdır. İnsanın o kitaptan öğreneceği daha çok şey vardır.

    • İtfaiye bilirkişisi olarak cinlerden başka bir açıklama getiremiyorsanız yandık!

      Bilim, evrenin nasıl işlediğini inceler. Bir yaratıcı olduğunu varsaymaz. Şu andaki deney araçlarımızın henüz ulaşamadığı gerçekler olduğu şüphesiz; maddenin temel yapısı, evrendeki kara madde gibi. Ancak, bir şeyi deneysel olarak algılayıp ölçemiyorsak, onu gerçek sayamayız.

      Bu yazıda SHC’den bahsetmiyorum. Statik elektriğe dair bir açıklama da öne sürmedim, o yüzden itirazınızı anlamadım. Acaba bilmediğim başka bir yazıdan mı bahsediyorsunuz?

      “Görmediğime inanmam” devrinin eskide kaldığından haberim yok. Bilakis, bütün bilim “görmek” (yani, deney araçları ile algılayabileceğimiz ve ölçebileceğimiz şekle getirmek) üzerine kuruludur. Asıl “görmeden inanırım” devri binlerce yıl geride kalmıştır. Hakkında hiç bir delil bulunmayan (yani görülmeyen) bir şeye inanmak sakıncalıdır.

      Görmeden inanacaksak, diğer mitolojilere inanmamızın önündeki engel nedir? Neden yangınları cinlerin çıkardığına inanalım da ejderhaların çıkardığına inanmayalım? Her din sorgulamadan inanılmasını ister. Birinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?

      • “İtfaiye bilirkişisi olarak cinlerden başka bir açıklama getiremiyorsanız yandık!” sözü ne demek, ben böyle bir şey iddia etmedim. Bilim sadece fizik, kimya, biyolojiden ibaret değildir. Psikoloji de bilimdir. Birçok sosyal bilimin yanısıra metafizik bilim dalları da vardır ayrıca din bilimleri de vardır. Her bilim dalının kendine uygun doğrulama yöntemleri vardır. Kaldıki natürel bilimlerde bile birçok husus deney araçları ile henüz algılanamadığı ve ölçülemediği halde teoriler, postulatlar ve kabullerle şekillenmiştir. Bir kabulün uzun yıllar sonra yanlış olduğu anlaşıldığında buna dayalı tüm sistemler çökmektedir. Fen bilimlerinde tüm insanlığın bugün ulaştığı nokta henüz çok geridir. Çok değil 200 yıl sonra bugünkü kabullerimizin çoğu terkedilmiş olacaktır. Benim karşı çıktığım materyalist bir yaklaşımla ve ön yargıyla metafizik olasılıklara kapıyı baştan kapamak, din biliminden gelen bilgileri alaycı bir yaklaşımla kökünden yok saymaktır. Bilim insanı önyargılarla hareket edemez. Elbette tüm veri ve bilgiler iyi analiz edilerek bu olayların sebebi bulunmaya çalışılmalıdır. Bunu yaparken de her ihtimali ciddiye alıp, titizce tahkik edilerek doğru olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Ben bu olayı yakından incelemeye fırsat bulamadım; Medyadan takip ettiğim kadarı ile sadece kendiliğinden yanma değil eşyaların yer değiştirmesi iddiaları da var. Öncelikle bu iddiaların doğrulamasının yapılması gerekir. Sonra kendiliğinden yanma için; beyaz fosfor gibi “spontaneously combustible” maddelerin bahsigeçen yanan eşyalarda mevcut olup olmadığının araştırılması ile başlanmalıdır. Tüm ihtimaller dikkate alınmalı, tüm teknikler kullanılmalıdır. Sonuç metafizik te çıkabilir. Bunu baştan reddetmek bilimsel bir yaklaşım değildir. Bilim sadece fizikten veya natürel bilimlerden ibaret değildir. “Kendiliğinden Yanan İnsan” Spontaneous Human Combustion (SHC) olaylarına ise yazının başında değinilmiş ve başka bir makaleye de atıfta bulunulmuş, bu makaleyi de okudum ve görüşümü yazdım, bu konu da benim araştırdığım konulardan birisidir.

  14. “İtfaiye bilirkişisi olarak cinlerden başka bir açıklama getiremiyorsanız yandık!” sözü ne demek, ben böyle bir şey iddia etmedim. Bu ifade sizin başlığınızda var.

    Bilim sadece fizik, kimya, biyolojiden ibaret değildir. Psikoloji de bilimdir. Birçok sosyal bilimin yanısıra metafizik bilim dalları da vardır ayrıca din bilimleri de vardır. Her bilim dalının kendine uygun doğrulama yöntemleri vardır. Kaldıki natürel bilimlerde bile birçok husus deney araçları ile henüz algılanamadığı ve ölçülemediği halde teoriler, postulatlar ve kabullerle şekillenmiştir. Bir kabulün uzun yıllar sonra yanlış olduğu anlaşıldığında buna dayalı tüm sistemler çökmektedir. Fen bilimlerinde tüm insanlığın bugün ulaştığı nokta henüz çok geridir. Çok değil 200 yıl sonra bugünkü kabullerimizin çoğu terkedilmiş olacaktır.

    Benim karşı çıktığım materyalist bir yaklaşımla ve ön yargıyla metafizik olasılıklara kapıyı baştan kapamak, din biliminden gelen bilgileri alaycı bir yaklaşımla kökünden yok saymaktır. Bilim insanı önyargılarla hareket edemez.

    Elbette tüm veri ve bilgiler iyi analiz edilerek bu olayların sebebi bulunmaya çalışılmalıdır. Bunu yaparken de her ihtimali ciddiye alıp, titizce tahkik edilerek doğru olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Ben bu olayı yakından incelemeye fırsat bulamadım; Medyadan takip ettiğim kadarı ile sadece kendiliğinden yanma değil eşyaların yer değiştirmesi iddiaları da var. Öncelikle bu iddiaların doğrulamasının yapılması gerekir. Sonra kendiliğinden yanma için; beyaz fosfor gibi “spontaneously combustible” maddelerin bahsigeçen yanan eşyalarda mevcut olup olmadığının araştırılması ile başlanmalıdır. Tüm ihtimaller dikkate alınmalı, tüm teknikler kullanılmalıdır. Sonuç metafizik te çıkabilir. Bunu baştan reddetmek bilimsel bir yaklaşım değildir. Bilim sadece fizikten veya natürel bilimlerden ibaret değildir.

    “Kendiliğinden Yanan İnsan” Spontaneous Human Combustion (SHC) olaylarına ise yazının başında değinilmiş ve başka bir makaleye de atıfta bulunulmuş, bu makaleyi de okudum ve görüşümü yazdım, bu konu da benim araştırdığım konulardan birisidir.

    Yukarıda da izah edildiği gibi fen bilimlerinde bile duyu organlarımızla ve geliştirdiğimiz teknolojik aletlerle algılayamadığımız, deneylerle henüz doğrulayamadığımız pek çok teorilere, postulatlara ve kabullere inanıyoruz yani “Görmediğime inanmam” demiyoruz.

    Ayrıca İslam dini sorgulayarak inanmamızı ister, sürekli düşünmeye, araştırmaya ve bilime teşvik eder. Yaklaşık 400 yıl öncesine kadar Müslüman Bilim İnsanları başta natürel (fen) bilimleri olmak üzere tüm bilim dallarında dünyanın en önündelerdi. pek çok çığır açtılar. Bugünkü batı medeniyeti müslüman bilim adamlarının eserlerinin tercümesi ile oluştu. Batıdakiler dahil bilim insanlarının çığır açacak şekilde yaptıkları buluşlarda ayrıca sahip oldukları metafizik bilgilerin ve vahyin etkisi vardır. Bunları yok sayarsanız kendinize yazık edersiniz.

    • Başlıktaki “cinler” ifadesi ironi ile bir bakış açısını eleştirmek amaçlı. Cin yerine herhangi bir “metafizik” açıklamayı koyabilirsiniz.

      Metafizik bilim dalları diye bir tanımdan haberdar değilim. Hangileri onlar? Din bilimleri sadece din kitaplarının yorumları üzerinedir. Deneye ve gözleme dayanmaz, dolayısıyla bilimin tanımına uymazlar. Önyargıdan bahsediyorsunuz, önyargının en büyüğü dinlerde var, böyle bilim mi olur?

      Tabii bilimlerde elbette birçok varsayım vardır. Bu varsayımlar, yeni bilgilerle sürekli test edilirler. Ama varsayım çöktüğünde ona dayalı bilim çökmez, çünkü bilim bir lâf yığınından fazla birşeydir. Bir savın bilimsel olarak kabul edilmesi için deneysel destek gereklidir, bu sağlanınca o sav sürekli olarak doğru kalır.

      Sözgelişi, Maxwell’in 19.yüzyıldaki yazılarına baktığınızda, kafasındaki teorik resmin bugün kabul edilenden çok farklı olduğunu görürsünüz. Ama sonuçta çıkan denklemler o zaman da doğruydu, şimdi de doğru.

      Bugünkü bilim bundan 200-300 sene önceki kabuller üzerine kurulu olduğuna göre, 200 sene sonra bugünkü kabullerimizin çoğunun geçerli kalacağını düşünmemek için bir sebep yok.

      “Metafizik” terimi çok muğlak, ne olduğu belli değil, ve çelişkili. Bir olgu tabiat kanunları çerçevesinde açıklanabiliyorsa fizik içindedir. Yaptığınız dini referanslardan ilahi müdahale gibi şeyleri de hesaba katmamız gerektiğini savunduğunuzu anlıyorum. Daha önce de yazdığım gibi, şimdiye kadar cinler, periler, ilahi müdahale hiç bir zaman gözlenmediğinden bunları hesaba katmamak önyargı değildir.

      Bilimlerin bazı hipotezler ve postülalar kullanması “görmediğime inanmam” prensibine aykırı değildir, çünkü bunlar nihai olarak geçici varsayımlardır. Her araştırmada bazı varsayımlar yapılır, geçersizse bir kenara bırakılır. Zaten bu varsayımlar kafadan atılmış değil, tecrübelere dayanan kabullerdir. Cinlere, perilere, tanrılara inanmaktan tamamen farklıdırlar.

      “Bilim insanı önyargılarla hareket edemez” derken İslama geliverdik. Olayı getirip dine bağlamak bir önyargı değil mi? İslam dini ne kadar sorgulamamızı istiyor, o bir yorum meselesi (benim gördüğüm birçok müslüman sorgulamaya küfür ve sopayla karşılık veriyor, neyse ki siz farklısınız). Ama sonunda inanmamızı istiyorsa sorgulamanın manası ne?

      Bilimsel keşiflerin çok ilginç ilhamları olabiliyor. Bazıları rüya görür, bazısı meditasyon yapar. Hatta Kary Mullis gibi LSD tribinde gördüklerinden ilham alıp Nobel kimya ödülü alanlar da vardır. Ama, vahiyi de LSD’yi de bilimsel kanıt olarak gösteremezsiniz. Bilimde tek kanıt gözlem ve deneydir.

  15. Hala daha ‘Cinler yapmıştır.’ diyen garibanlar var yahu. Siz adam olmazsınız arkadaş. Size her türlü fakirlik, rezillik, sömürülme müstahak. İslam ülkelerinin geri kalmış olması tesadüf değil. Bugüne kadar yok olmamış olması bile bir mucize. Çoktan silinip gitmeniz gerekirdi bu kafayla. Ama o günler de uzak değil sanırım. Evet, haklısınız, cinler yangın çıkarmıştır. Gezegenler de cinler sayesinde dönüyor. Sizin anlayacağınız zekâyla konuşalım bari.

  16. sumuklubocegemendiluzatanadam

    herşey tamam da şimdi tabi tabi öyledir evet başka açıklaması yok gibi küçümseyici eleştirileriniz akademik bir kafaya yakışır mı bilemedim. bizim işimiz küçümsemek değil herşeye acaba gözüyle bakabilmek.

    • Mantıklı olmayan argümanlara mantıklı cevaplar vermek beyhudedir. Bu kadar absürt bir ifadeyle ancak dalga geçilebilir.

      İnsanlar akıl almaz çeşitlilikte saçmalıklar uydurabilirler. Uydurulan herşeye “acaba” deyip işi gücü bırakarak araştıracak halimiz yok. Olabilecek şey vardır, olamayacak şey vardır.

      Yangınlar bin türlü sebepten çıkar. Bunların hiç birini düşünmeyip, hatta çocuğunun yaptığını bile düşünemeyip, “cinler” deyiverenlerle alay etmek en tabii hakkımızdır. Haktan öte, doğanın işleyişine dair ortalamanın üstünde bilgiye sahip olan insanlar için bir görev bile sayılabilir. Bunun akademik olmak veya olmamakla ilgisi yok. Ancak herhangi bir küçültücü ifadem yok.

      O ailenin durumu daha fazla incelendi, şurada tekrar bir özet yazdım. https://mkoz.wordpress.com/2013/02/13/in-misin-cin-misin/
      Haber ilk çıktığında sansasyonel manşet atan gazetelerin, rapor yayınlanınca nasıl gerçekten küçültücü bir üslüp benimsedikleri hayret verici.

  1. Geri bildirim: Anonim

  2. Geri bildirim: “Bize fizikçi, biyolog değil, pastacı lâzım” | Kaan Öztürk Blog

  3. Geri bildirim: İn misin cin misin? | Kaan Öztürk Blog

  4. Geri bildirim: Oturduğu Yerde Kül Olanlar: Cehennem ateşi mi, metabolik bozukluk mu? | Yalansavar

  5. Geri bildirim: İn misin cin misin? | Kaan Öztürk Blog

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: