Üniversitenin büyük görevi

Türkiye’yi yönetenler bir üniversitenin büyük görevi nedir bilmiyorlar. Oysa ki, kendi TÜBİTAK’larının çıkardığı, Harvard’ın eski Fen-Edebiyat fakültesi dekanı Henry Rosovsky’nin Üniversite isimli kitabını okusalar bir fikir edinirlerdi.

12_1

Harvard’da akademik yılların çoğunda, öğrencisi en fazla olan ders, Ekonominin İlkeleri dersi olmuştur. Bu derse, normal olarak, bin civarında öğrenci kaydolur ve öğrencilerden, okul ücreti geliri olarak yıllık üç milyon dolar sağlanır. Şimdi bundan ekonominin Orta Doğu dillerinden veya termodinamikten daha önemli olduğu anlamı mı çıkar? Bu, önemden ne anladığımıza bağlıdır.

Herhangi bir akademik önder (rektör, dekan, bölüm başkanı) bu şekilde akıl yürütmenin anlamsız bir parodi olduğunu ve sadece yıkıcı sonuçlar verebileceğini bilir. Elbette öğrencinin eğitimle ilgili istekleri karşılanmalıdır, fakat bu daha büyük bir görevin sadece bir parçasıdır. Bizler, büyük geleneklerin kuşaktan kuşağa geçmesini sağlarız. Günümüzde pek talep edilmeyen, ya da çağımızın sorunlarıyla ilgisiz gibi gözüken konu ve yaklaşımları da korur ve geliştiririz. Çünkü gerçekten önemli olan ile günümüzde yüksek talebi olan düşünceler arasında çoğu zaman pek az ilişki olduğunu biliriz. Günümüzün ikilemlerinden bazılarının, yüzlerce yıl önce yaşamış düşünürlerin sahip olduğu anlayışa ve bilgiye başvurmakla çözülebileceğinden eminim. Ve biz o hazinelerin koruyucusuyuz. Bir keresinden rektöre, Harvard’da Latin dilleri öğrenmek isteyen tek bir öğrenci kalmasa bile (o sırada pek popüler bir konu değildi) bölümü ayakta tutmak zorundayız demiştim. Neden? Çünkü Fransız, İspanyol ve İtalyan edebiyatının klasikleri paha biçilmez bir mirastır. Onların yaşayan etkisini yitirmek karanlık çağlara geri dönmek demektir. Üniversite maliyet muhasebecileri tarafından yönetilemez; üniversite sadece değişen pazarlara göre tepki veren bir ticari kuruluş gibi yönetilemez. Bu bizim için kötüdür, hizmet vermeye çalıştığımız toplum için daha da kötüdür.

Birçoğumuz, eğer üniversitenin görevini ciddiye alıyorsak, piyasanın yanlış sinyaller gönderdiğini anlarız ama iç ve dış baskıları da gözardı edemeyiz … Faydacı kararlar çalışma alanlarına ve kişilere öncelik verecektir, ama bunlar kişisel faaliyetlerin özündeki değerlerle doğrudan ilgili olmayacaktır.

Karşılaştırılması imkânsız iki konuyu, Sanskrit ve bilgisayar bilimlerini ele alalım. Şüphesiz bilgisayarların önemi üzerinde fazla durmaya gerek yoktur … Piyasa zorlamaları gereği [bilgisayar bilimcisi öğretim üyeleri] yüksek ücretler ve özel ayrıcalıklar elde edeceklerdir …

Sanskritçe uzmanları ise kendilerini oldukça farklı bir durumda bulurlar. ABD’de çoğu pek küçük olmak üzere sadece yedi Sanskritçe bölümü vardır. Ben dekanken bütçe olanakları Harvard’da sadece bir profesör ve bir doçenti kaldırıyordu …

Sanskritçe öğretiminin ve araştırmalarının artırılması gerektiğini ileri sürüyor değilim; bu konuda arz ve talep dengede görünüyor. … [Ama] Bir Sanskritçe uzmanının üniversiteye yaptığı katkının, bir bilgisayar uzmanınınkinden daha az değerli olduğunu kimse iddia edemez. Hepimiz fen ve edebiyat bahçesine emek veririz – koruruz, keşfederiz, öğretiriz. Üzerinde çalışmayı seçtiğimiz özel alanlar elmalar ve portakallar gibi değişik ürünler verir. Gerçek dünyayla ilgisi yokmuş gibi görünen bir dersi alan tek bir öğrenciyi aydınlatmak, dünyayı değiştirmek açısından, kalabalıklar arasında revaçta olanı vermekten çok daha anlamlı olabilir.

(3. baskı, s.242-245, çeviren Süreyya Ersoy.)

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

05 Ocak 2013 tarihinde Akademik, Akademik Hayat içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

  1. Yaklaşık olarak 25dk önce son sayfasını okudum bu kitabın, şimdi burada görünce inanın çok tatlı bir rastlantı oldu benim için 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: