“Evrimi tabii sansürleyeceğim, yukarıda Allah var”

A. K. partisinin bilim düşmanı beyanlarının en yenisi çiçeği burnunda Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’dan gelmiş.

Aslında özellikle yapılmış bir beyandan ziyade laf arasında geçmiş bir söz, ama iyi bir zihniyet fotoğrafı sağlıyor. Aktarılan habere göre, protestocu öğrencilerle konuşan bakan, öğrencinin “Evrimi ve bilimi savunduklarını, üniversitenin bilim üreten kurumlar olması gerekirken gerici tahakkümün her geçen gün üniversitelerde yaygınlaştığını” söylemesi üzerine “Evrimi tabii ki sansürleyeceğim. Sen evrime mi inanıyorsun? Maymundan mı geldin? Yukarıda Allah var.” cevabını vermiş.Görsel

Bugünkü bir habere göre, bakan konuşmayı doğruluyor: “Kız arkadaşı evrim teorisine karşı oluşumuzu eleştirdi. ’Kâinatı ve insanı yoktan yaratan Allah. Allah insanı yaratmaktan aciz değil ki, atamız maymun olsun’ dedim.

Evrimin insanın atasının maymun olduğunu söylediğini zannetmek zaten cahillik, ama geçelim. Bu mantığa göre, bakanın bir anne-babadan doğmamış olması lâzım, yoksa Allah onu yaratmaktan aciz demektir.

Bakan Kılıç birkaç gün önce, gençlik kamplarının karma yapılmaktan çıkarılması hakkında “Bakan olarak kampları kız ve erkek birlikte yapmak gibi bir mesuliyetim yok” demiş, kız ve erkeklerin yataklı trenlerde beraber götürülmesinden rahatsız olduğunu söylemişti. (Bu beyan hakkında da uzunca yazılabilir ama yerim yok.)

Oysa, Kılıç’ın “elbette sansürleyeceğim” demesinden iki hafta öncesinde pastacılıktan sorumlu “bilim milim” bakanı Nihat Ergün bir röportajda evrimi sansürlemediklerini söylemişti. Birisi yalan söylüyor, ama kim?

Ergün röportajda ayrıca Türkiye’de “Darwinizm’in inanca dönüştürüldüğünü” söylemiş. Müslüman ve Hıristiyan yaratılışçılar bu lafa bayılır. Bu şekilde, ispatlanmış bir gerçeğin savunulmasını “inanç” şeklinde yaftalayıp, sanki sadece rakip bir dinmiş gibi göstermeye çalışırlar.

“Darwinizm” zaten yanlış bir terim, çünkü evrimsel biyoloji Darwin’in attığı temeller üstünde yükselse de, artık çok daha kapsamlı bir birikime sahip. Evrim teorisine “Darwinizm” demek, dinamik bilimine “Newtonizm” demek kadar garip bir ifade. Ama yaratılışçılar bunu seviyorlar, çünkü evrimi bir kişinin öylesine kafasından attığı bir faraziye olarak yutturmalarına yardımcı oluyor.

Bir bilimsel teorinin inanç olduğunu söylemek, inanç kelimesini anlamsızlık derecesinde genelleştirmektir. İnanç ve iman basitçe, hakkında hiç bir delil bulunmayan şeylere inanmaktır. İnanç sahipleri sabit fikirlidirler, inandıklarına aykırı delillere bakarak fikirlerini değiştirmeyi reddederler. Grup olarak, inandıkları şeye inanmayanların canını almaya hazırdırlar. Bunların hiç biri bilimsel teorilere “inananlarda” görülmez. Darwin kendi adına bir din kurmamış, kendisine inanmayanları cehennem ateşiyle korkutmamıştır. Bilimciler aralarında mezhep savaşı yapmaz, yaratılışçıları kazığa bağlayıp yakmazlar.

TÜBİTAK başkanının bir sene önce göreve başlarken “Türkiye’nin birliğe ihtiyacı var. Uçak füze diyoruz. Bunlara odaklandık. Evrim teorisine inanan var inanmayan var. Birlikteliğe daha çok ihtiyacımız var.” demesini ve Bilim-Teknik dergisinde dört sene önceki Darwin sansürü rezaletini de resme eklediğinizde manzara çok açık.

Türkiye bilime ve bilimsel eğitime hiç bir şekilde inanmayan, kafaları çağın tamamen gerisinde, görünüşte yükseköğrenim diplomalarına sahip ama modern bilimsel düşünceden nasibini hiç almamış radikal dinci bir grup tarafından yönetiliyor. Fikir özgürlüğü zaten yok; yakında bilimsel gerçeklerin ifadesini de açıkça yasaklamaları ihtimal dahilinde.

İyi ama, bu ülkede üç kuşaktır belli bir ilerlemeci zihniyetle eğitilmiş, nitelikli okullarda çağdaş bilimsel eğitim almış insanlar var. Az da olsa, köklü ve bilimsel gelenekli üniversitelerimiz var. Bu insanlar, bu üniversitelerin mensupları, nitelikli biyologlar bu gidişata karşı çıkacaktır, protesto edecektir, değil mi?

Çok beklersiniz. Buyrun, en iyi üniversitelerden birinin seçkin profesörlerinden birinin seminer başlığına bakın, rüzgâra göre yelken açmak nasıl olur görün.

boun_seminerdouble_facepalm

Bunda ne var diyenler olabilir, açıklayayım. Bilimsel bir konuşmada dini elementler sanki ispatlanmış gerçeklermiş gibi sunulamaz. “Tanrı’nın insanı yarattığı dil” gibi bir ifade bilim dışı olmakla kalmaz, bilime aykırıdır, çünkü bırakın insanı yaratmış olmasını, Tanrı diye bir şeyin var olduğuna dair hiç bir delil yoktur.

Dini söylemler bilimi çürütür. Bir adım sonrasında gelecek şey şudur: “Deney filan yapmadım ama rüyamda peygamber bana böyle söyledi, itirazı olan?

(Aklınıza “tanrı parçacığı” geldiyse, o isimlendirmenin kitap satışlarını artırmaya çalışan bir yayıncının halt etmesi olduğunu bilmelisiniz. Leon Lederman’ın bir türlü tespit edilemeyen Higgs bozonu hakkında yazdığı kitabın başlığı “allahın belası parçacık” (the goddamn particle) olacaktı, ama yayıncı bu başlığı beğenmeyip değiştirdi. Fizikçiler arasında “tanrı parçacığı” lafı sevilmez.)

Popüler seviyede bir konuşma olsa, dikkat çekici olsun diye yaptı derdik (ki öyle bile olsa yanlış), ama değil, başka bir üniversitede uzmanlara yönelik verilen bir seminer.

Belki profesör “siyasi tartışmalara girmeyeyim, sularına gideyim, proje ödeneklerim kesilmesin, laboratuarım çalışmaya devam etsin” diye düşünmüştür. Ancak, bilimsel düşüncenin özünü feda etme pahasına yapılan araştırmalara bilimi ilerletmek denebilir mi?

En iyi üniversitelerde bu yapılıyorsa, diğerlerinde neler yapılır acaba? İşte bir örnek: Şırnak Üniversitesi “Hz. Nuh ve Cudi Dağı Sempozyumu” düzenlemiş. Aslında besbelli ki din turizminden pay kapmak için böyle bir şey uydurmuşlar. Üniversitelere YÖK araclığıyla gönderilen katılım çağrısı diyor ki (vurgular benim):

Hz. Nuh ve tufan olayı insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisidir

Kur’an’da Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağı üzerinde durduğu bildirilmiş olmasına rağmen, geminin Ağrı dağında olduğu idiaları da mevcuttur. Bu sebeple konunun bilimsel araştırmalar ışığında ortaya çıkarılması bir gereklilik arz etmektedir…

İşte dinle bilimi karıştırırsanız böyle olur. Kuşaklar boyu abartılan yerel mitleri bir jeolojik hakikat zanneder, din kitaplarında yazanları vaka analizi addedersiniz.

triple_facepalm_super

(Parantez açalım: Sevan Nişanyan “Kelimebaz-2” kitabında. Tevrat’taki Ararat kelimesinin genel olarak Doğu Anadolu’daki dağlık bölgenin adı olduğunu yazıyor. Geminin oturduğu yer olarak, Mezopotamya’dan bakınca ilk büyük dağ olan Cudi’yi daha akla yakın buluyor. Sempozyuma Sevan hocayı çağırsalar iyi ederlermiş.)

Konuya dönersek, peki, evrime inanmasınlar, mesele değil. Öyleyse, her yıl grip aşısı olmasınlar, küfre girer. Her yıl yeniden aşı olmanın sebebi, grip vürüsünde doğal seçilimle önceki aşıya dayanıklı yeni bir soy oluşması, başka bir deyişle, virüsün evrimleşmesidir. Evrim yoksa, aşı da olmayınız efendim.

İnanmamakla gerçeği değiştirebiliyorsak termodinamik teorisine de inanmayalım. Devridaim makineleri yapar, kalkınırız.

Hatta:

Screenshot - 03032013 - 06:14:10 PM

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

04 Mart 2013 tarihinde Akademi ve politika, Akademik içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 21 Yorum.

  1. Hala bir kabile inancinin arkasindan kosmak niye? Neyse ki her kusakta bunlarin ötesini görebilenler cikar.

    • Annesi, kardeşi veya arkadaşı ölmüş bir çocuğu teselli edebilmek için.
      Yakında dünyaları yok olacak, sevdiklerinden ayrılacak, toprak olacak yaşlıları teselli edebilmek için,
      Hastaları, mazlumları, zulme uğramışarı teselli edebilmek için,
      Gençleri taşkınlıklardan, tecavüzlerden, fenalıklardan dizginleyebilmek için,
      Hatta ataistleri bile “belki ölümden sonra hayat vardır.” diye bir çeşit yüzeysel bakışla yok olma düşüncesinden kaynaklanan ruhsal problemlerden koruyabilmek için kabile! inancının arkasından kosmak zorundayız.

      Neyse ki meseleleri sadece yüzeysel düşünüp aklına yatmayanı inkar edenlerle birlikte ötenin ötesini düşünen insanlar da var.

      • Merhaba Ali Bey.

        Magdur durumdaki insanlari teselli etmek icin dini kullanmak kolay yoldur ama bir zorunluluk degildir.

        Genclerin fenaliklardan uzak durmasi, basta aileleri olmak üzere onlari egitenlerin cabalariyla olusur. Iyi ile kötüyü ayirt edebilmek dini insanlara mahsus birsey degildir.

        Ateistler ölümden sonra hayat olmadigini bildigi icin, genelde bu kisa ömrü pozitif bir sekilde gecirmeye ve bu kisa ömürde insanliga katkida bulunmayi hedeflerler.
        Yok olma korkusunu coktan yenmislerdir.

        Bir insanin yetistigi toplumdaki inanclari sorgulamasi kolay degildir. Burada son cümlenize tamamen katildigimi belirtmek isterim.

  2. allahın varlığına kesin kanıt sunamamışken (kanıt olarak etraftaki şeyleri gösterirler amaaaa) evrimin yalan olduğunu nasıl bu kadar rahat söyleyebiliyorlar ki? haa belki evrimin gerçekliği bilinemez, ama allahın da gerçekliği bilinemez. hükümete yalaka olmak için ne yapacaklarını şaşırdılar.

    • Evrim nasıl olur ki. Tabiatın her an değişim içinde olduğunu kabul etmemek körlük gibi bir şey olsa gerek. İlk evrim teorisi ortaya atanlarda darwinden yaklaşık 700 yıl önce dönemin müslüman bilim insanlarıydı. evrimin olmadığını iddia edenler insan suresinin 2.ayetini bir okusun ve düşünsün.

  3. “ispatlanmış bir gerçeğin” derken, evrimin neyi ispatlandi. ispatlansa kanun olurdu, ayrica kanun diye kabul ettigimiz seylerde de bi ton hata cikabiliyorken, BILIM BILIM diye bagirip kendinize uymayan dusunceleri(ozellikle islami dusunceler), bilim disilikla suclamakta baska bi mesele zaten. ayrica kim ne derse desin, evrim ateizmin temellerini olusturuyor. yani bi inanc sistemi(din gidilen yol demektir, dolayisiyla dinsizlikte bir dindir)nin temeli olan evrime dinin karsisinda olan bisi gibi bakmamak ya cok cahilce ya da aptalca bi bakistir. son olarak, bakanin aciklamasi beni baglamaz

  4. “kanun diye kabul ettigimiz seylerde de bi ton hata cikabiliyorken” lafini isteyen arastirsin. ornek olarak matematikte bikac bin yillik kumeler teorisinde 1930larda bulunan bi hata ve sonrasinda tum kumeler teorisinin yeniden gozden gecirilip duzenlenmesi. einstein’in izafiyet teorisinden sonra degisen seyler

  5. Evrimin neyi ispatlandı diye sormadan önce keşke biraz okusaydın. Darwin’in teoloji kökeninden geldiğini ve aslında dinsel birtakım kanıtlar peşinde Galapagos adalarına gittiğini biliyor muydun? Onun yerine ne buldu ama? Fosiller, doğal seçilim sonucu sadece belirli yerlerde kalmış olan canlılar (anakaradan uzaklaşıp vardıkları noktalarda anakaradaki atasından farklılaşmış olan). Bu fosiller kullanılarak kronolojik bir yaşam zinciri oluşturuldu ve sadece insana ait değil, tüm canlıların kökenlerine doğru giden kanıtlar ele geçirildi, kladogramlar oluşturuldu. Şimdi ben Adem ve Havva diye iki insanın cinsel ilişkiye girmesinden mi buralara geldiğimize inanayım yoksa ortak atadan mı?
    Bilimsel bir hipotezin kanıtlanması durumunda ona kanun değil teori denileceğini de hatırlatmak isterim. “EVRİM TEORİSİ” deniliyor kendisine tam da bu yüzden.
    Bir moleküler biyoloji ve genetik mezunu olarak, üstte yazdığım tüm sebeplerden ötürü dinin safsatadan başka şey olmadığını düşünüyorum. İtirazı olan?

  6. hahaha, hipotezin kanitlanmasi teoriymis. kanun ne peki??? al sana google’in aciklamasi: “a system of ideas intended to explain something.” keske cahiller cikmasa karsima. BIR MOLEKULER BIYOLOJI VE GENETIK mezunu bu haldeyse, yaziklar olsun egitim sistemimize. bana sagdan soldan duydugun efsaneleri anlatma, kronolojik zincir olusmus falan. 1900lerin basinda lawrence miydi neydi bi adam kanitlar buldum diye kafasina gore yaptigi bi kafatasini bilim dunyasina sunuyor ve bunun uzerine bu konuda tonla “BILIMSEL BULGU” adi altinda makale yaziliyor. acaba lawrence(ismini yanlis hatirliyor olabilirim) denen adam gerizekali miydi da darwinin buldugu kronolojik zinciri kullanmayip kendi “EL YAPIMI” heykelcigini bilim dunyasina sunuyor, dahasi bilim dunyasi daha mi gerizekali ve beyinsiz de darwinin buldugu kronolojik zinciri kullanmayip bu gerizekalinin heykelini bilimsel diye bize satiyorlar. (sonrasinda tabii yalancinin mumu yatsiya kadar yaninca heykelin gercek olmadigi anlasiliyor, hepsi g*t oluyo).
    diyecegim o ki, anan seni dogurunca, anani da annanen dogurunca, onu da annesi dogurunca inaniyosun da Hz Adem’den geldigine mi inanmiyosun?

    benim de ozur dilemem gereken bi husus var: hic dusunmeden bisileri kabul edip kendini bisi zanneden, senin gibi insanlara cevap veriyorum ve dahasi bilim bekliyorum ya, o da benim aptalligim, onu da mazur gorsun burdakiler

  7. son yorumum, bundan sonra baska bisi yazmiycam, gereksiz cunku, sevgili YUCE BILIM INSANI pinar, lutfen bilgisayar muhendisligindeki tree yapisini incele ve root node’u Hz. Adem ve Hz. Havva olarak dusun, kendini de en alttaki leaf node’lardan biri olarak gor. yani senin bi ustundeki node annen ve baban oluyor. bu yapiyi inceledikten sonra (anlayacagini zannetmiyorum ama belki burda anliyan birileri vardir onlar yardimci olsun sana) soyledigin Hz. Adem, Hz, Havva dan geldigimiz gercegini bi daha dusun. Yaa anlamazsan soy agaclari yapiyorlar ya, bi de o sekilde dusun, gelebilir miyiz sonra karar ver lutfen, YUCE BILIM INSANI sahis. bi de cok merak ettim hangi universiteden mezunsun yaa? zimbabwe yte falan mi?

  8. Bir insan ancak zor durumda kaldığında hakarete başvurur diye düşünüyorum, yazık. Bilimsel kökenin olmadığı veya yeterince bilgi sahibi olmadığın söylediklerinden açıkça belli oluyor. Bir fikri önce kendi düşündüğün, sonra ona karşıt olarak sürülen versiyonlarını okuyup kendi içinde bunun sonucuna varmalısın. Bir konuyla ilgili atıp tutmak o konuda bilgili olunduğunu göstermez.
    Yine de neden Hz. Adem’den gelmediğime inandığımı ifade etmem gerekirse, böyle bir şeyin gerçekleşmesi demek ensest ilişkilerin kurulması demektir. Eh, akraba evliliği yapılması sonucunda ortaya çıkan çocukların yeni ve dayanıklı, sağlıklı nesilleri ortaya çıkarması günümüzde çok iyi bilindiği üzere mümkün değil.Genetik benzerliğin fazla olması ortaya çıkacak yavruların hem yaşam şansını azaltıyor, hem de dünyada bulunan bu insan çeşitliliğini açıklamak için sunulabilecek bir çözüm değil.
    Tabii ne söylenirse söylensin, diğer tarafı değerlendirmek istemeyen zaten değerlendirmiyor ve kendi düşüncesinin doğruluğu üzerinde emin şekilde kalıyor. Herhangi bir insan için dinin varlığını sorgulamak inan ki kolay değil, çünkü işin kolayıdır bunlara inanmak, her açıklanamaz öğeyi bir metafizik kuralına dayanarak açıklamak. Bilime de körü körüne inanmamalı, çünkü gün geliyor doğru olarak bildiklerimiz çürütülüyor. Fakat yine de kanıtlanabilir açıklamalara inanmak, açıklanamaz ve sorgulanamaz öğelere inanmaktan daha akılcı geliyor bana.

    • Dini açıdan bakacak olursak ensest ilişki ademden nuh dönmemine kadar yasak değildi. Nuh’dan sonra insan yaşamı tekrar revize edillerek yeni kurallar deklare edilmiştir.
      Diğer bakış açısı olarak ta; hayvanlarda insan gibi canlılar olduğuna göre ve aralarındaki ensest ilişki halen sağlıklı bir şekilde devam ettğine göre demekki genetik olarak fazla bir problem teşkil etmediğini değerendirebiliriz.
      Bir erkek bir dişi olmak üzere iki sevimli tavşan almıştım ama üremede çığ etkilerini düşünememişim, çoğalmaları 2 üzeri n şeklinde…
      Saygı ve selamlarımla…

  9. Elinie saglik, cok guzel bir yazi olmus.

    Keske evrimin olmadigini bu kadar hararetli savunanlar, sagda solda abuk subuk fosil sergileri acacaklarina, bilimsel dergilere birkac yayin yollayip evrim teorisini curutmeye calissalar. Hem belki basarili olurlar da bunu serefine Nobel Biyoloji odulleri verilmeye baslanir.

  10. > hahaha, hipotezin kanitlanmasi teoriymis. kanun ne peki???

    Kanun, bir gercegin dile getirilmesidir. Kanunlar bir mekanizmayi anlatmazlar ve teorilerin bir basamak atlamis hali de degildirler. Matematiksel olarak ifade edilebilirler genelde, belli kosullarda cikan belli sonuclari anlatmak icin kullanilirlar ve o sonuclarin neden ciktigini aciklamazlar.

    Enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez.

    Bir kanundur ornegin ama bunun nedeni aciklamaya calisan her sey en fazla teoridir. Teknik olarak, ne yaratilis ne de evrim bir kanun olabilir, cunku bir mekanizmayi anlatmaktadirlar.

    Tanimi belli olan seyleri bile carpitiyorsak, tanimi olmayan seyleri tartisamayiz.

  11. Erdem On adlı kişinin bu siteyi niçin okuduğunu anlayamadım.Yorumum ona değil ortaya.Gırgıra alınan eğitim şart abi(!) söyleminde olduğu gibi son okuduğum bir araştırmaya göre üniversite öncesi eğitimlilerin %70 i yaradılış efsanesine inanırken, üniversite mezunlarının %80 i inanıyor.
    Bu da bizim üniversitelerimizin ne kadar dandik olduğunu gösteriyor.

  12. Şu anda bilimin beşiği olan ülkede bile yöneticiler incile al basıp yemin ediyorlar. Evrim teorisini redderek bilimin ve teknolojinin gerisinde kalmayacağımız gibi kabul ederek de marsa yerleşmeyeceğimiz kesin. İnsanlar hiç alakaları olmasa da bu teorinin savunucusu veya karşısında oluyor. Bunların tek sebebi ideolojileri. Yoksa kimse evrim olmazsa bilim olmazın derdinde değil. Kaan beyin yazısını da bu minvalde görüyorum. Yazısının son kısmındaki virüs örneği de çok eğlenceli. Madem aşılardan bahis açıldı. Pasteur’un sözü ile yorumu bitireyim: “ALEMDE HİÇBİR DELİL KALMASA DA BİR MİKROBUN HAYATI BANA TANRI’YI İSPAT ETMEYE YETER.” PASTEUR

  13. Kaan Öztürk, blogunu friendfeed sayesinde kesfettim ve sevdim; tesekkur ederim. Yalniz durdugun tarafa ayni taraftan bakiyor olmama ragmen, genelde dini baskiyi elestiren duruslarin dustugu tuzaklardan birini burada da göruyorum, ve her gördugumde beni birazcik da olsa uzen bir sey oldugu icin bir örnegine dikkat cekmek istiyorum.

    “Bir bilimsel teorinin inanç olduğunu söylemek, inanç kelimesini anlamsızlık derecesinde genelleştirmektir. İnanç ve iman basitçe, hakkında hiç bir delil bulunmayan şeylere inanmaktır. İnanç sahipleri sabit fikirlidirler, inandıklarına aykırı delillere bakarak fikirlerini değiştirmeyi reddederler. Grup olarak, inandıkları şeye inanmayanların canını almaya hazırdırlar. Bunların hiç biri bilimsel teorilere “inananlarda” görülmez. Darwin kendi adına bir din kurmamış, kendisine inanmayanları cehennem ateşiyle korkutmamıştır. Bilimciler aralarında mezhep savaşı yapmaz, yaratılışçıları kazığa bağlayıp yakmazlar.”

    Burada yaptigin sey, inanc kelimesinin anlamsizlik derecesinde genellestirilmesini elestirirken, anlami adaletsizce daraltmak degil mi? Inanci basitce tanimladiktan sonra inancli insanlari yobazlar kumesine daraltip bir de “…hakkında hiç bir delil bulunmayan şeylere inanmak…” fiilinden dolayi böyle oldugunu iddia ediyormussun gibi durdugu icin, inancin temelde kötu bir sey oldugu sonucuna varmis oluyorsun. Oysa ki deneyimlerimiz bunun her halukarda gercek olmadigini bize gösterebiliyor. Burada gördugum sey, basitce, asiri polarizasyon; tersine yobazlik; asil söylenmesi gereken seylerden uzaklasmadir; aydinlatmak yerine polemik yaratarak bir ucurumu derinlestirmedir. Eger haksizca satir aralarina girip elestirdigimi dusunuyorsan affola — eger paragrafi yanlis irdeledigimi veya konteks disi alip carpittigimi dusunuyorsan da n’olur söyle, kizma. Amacim guzel bir noktaya parmak basip ufak bir ‘ha dogru’ olusturmak ve belki gelecekte Kudüs’le Atina arasindaki zahiri ucurumu yok etmeye yönelik girisimlere kolaylik saglamak — entropiyi artirmak yani. 🙂

    Sihhatle yazasin!

    • Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış 🙂

      Şimdi tekrar baktım da, haklısın, o ifadede kantarın topuzunu kaçırmışım. İnançlı insanların hepsinin potansiyel yobaz olduğunu ima etmem yanlış oldu.

      Uyarı için teşekkürler.

  1. Geri bildirim: Best of 2013 | Kaan Öztürk Blog

  2. Geri bildirim: diye başlamışla… | paylasimintekveyeniadresi

  3. Geri bildirim: Gitgide eriyen temel bilim eğitimi | Kaan Öztürk Blog

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: