Ne referandumu?

Başbakanın yeni oyalama taktiği referandum lafı. Gezi Parkı’nda kaba güçle, polis vahşetiyle, hakaretle, provokasyonla kazanamayınca, “hadi halk karar versin” dermiş gibi yapacak.

Hiç kusura bakmasın, onun vakti haftalar önce geçti. Mayıs’ın son haftasında Gezi Parkı’nda sakin sakin oturan protestoculara polisi saldırtıp biber gazıyla boğmadan önce teklif edecekti bunu. O zamandan bu zamana eşi benzeri görülmemiş bir polis vahşeti yaşandı, beş insan öldü, yirmi insan kör oldu, binlerce insan yaralandı. Olay Gezi Parkı’nı çok aştı, bir referandumla kapanmaz.

998369_10151594232129130_686962992_n

Behiç Ak

İkincisi, neyi halka soruyorsun? Eşit halk desteğine sahip iki makul alternatif mi var? Topçu Kışlası ve alışveriş merkezi yapılması için yanıp tutuşan, tencere tangırdatan, yürüyerek köprü geçen, basınçlı suya gövdesini siper eden vatandaşlar mı var? Biber gazıyle nefesi kesilmesine rağmen yılmayarak ağaçların kesilmesi için mücadele eden insanlar mı mevcut?

Üçüncüsü, Türkiye çapındaki Gezi direnişi zaten çoğunluğun azınlığa hükmetmesine isyan olarak çıktı. İnsanlar “Sen daha çok oy aldın diye benim hayatımı keyfine göre düzenleyemezsin” diyorlar. Bu isyanın, referandumun çoğunluk dayatmasını kabul etmesi mümkün mü?

Dördüncüsü, görünüşünün aksine referandum, özellikle Gezi parkı gibi aşırı kutuplaşmış ve oldubittiye getirilmiş bir konuda, demokratik bir yöntem değildir. Anayasa profesörü Erdoğan Teziç şöyle söylüyor:

Başbakan’ın görüşleri doğrultusunda konu gündeme getirilirse, (‘Kışla yapılsın mı yapılmasın mı?’) bu doğrudan doğruya plebisit niteliği taşır. Bir kişinin görüşü doğrultusunda konu belirlenir ve ‘evet ya da hayır’ şeklinde oylamaya sunulursa bunun adı plebisit olur. Buna eğilim yoklaması da denmez. Referandum da denmez. Bir kişiye yönelik tercih yapma anlamına gelir. Bir kişinin görüşleri doğrultusunda konu belirlenip, halk oylamasına sunulursa buna verilecek cevap ‘evet’ ya da ‘hayır’ biçiminde olurken, bu dayatmaya dönüşebilir. Bunun adı plebisit oylama olur. Halk oylaması demokratik olmasına rağmen içeriğinin iyi belirlenmemesi neticesinde bir kişinin görüşlerinin oylanmasına dönüşürse otoriter bir anlayışın oylaması sonucunu doğurur. Bütün tehlike buradadır. Kamu yararından çok siyasi bir tercih yapma anlamına gelir.

Tarihi bir örnek: Nazi Almanyası 1938 Mart’ında Avusturya’yı ilhak eder. Hemen ardından, bu oldubittiye dair bir plebisit yaparlar.

BMlNuWUCQAA9APk.jpg:large

Oy pusulasının tasarımına dikkat edin. Kocaman bir Adolf Hitler yazısının altında büyük bir dairede “Ja” (evet), yanında küçük bir dairede ise “Nein” (hayır). Sonuç %99.7 oranında “Ja”dır. Teziç’in bahsettiğine birebir örnek.

Erdoğan taraftarları referandum (ya da plebisit, ne derseniz deyin) istememeyi “demokrasiden kaçmak, milli iradeden korkmak” diye yorumlasa da, daha önce gördüğümüz AKP uygulamaları bu korkunun tamamen yerinde olduğunu gösteriyor. Twitter “belâ”sı sayesinde, Melih Gökçek’in on yıl önce yaptırdığı rezilâne referanduma dair haberleri görme fırsatımız oldu.

Gökçek, 2003’de Ankara’nın Kızılay meydanında yaya geçitlerinin bariyerlerle kapatılması, yaya geçişlerinin yeraltına alınması konusunda referandum yaptırmıştı. Olabilecek en abes referandum. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Güven Park ve Kızılay metrosuna yerleştirdiği 100 sandıkta Ankaralılar oy vermişti. Karar, Gökçek’in isteği lehinde “evet” olarak çıkmıştı. Nasıl çıkmıştı, bakalım:

Taktiklere dikkat edin. Bedava otobüslerle oy vermeye adam taşımak, küçük çocuklara bile oy kullandırmak. Bazıları hayatlarında ilk defa Kızılay’a gelmişler, yaya geçitleri ile alâkaları bile yok. Özellikle 2:20’deki adamın “Melih Gökçek’e oy vereceğim” demesine dikkat edin. Neye oy verdiğini bilmiyor, haberi bile yok. Bunlardan korkmayıp da ne yapacağız?

İşte “çoğunluk diktatörlüğü” diye buna diyoruz, “demokrasi sandıktan ibaret değildir” diye bu yüzden söylüyoruz. Kimse kusura bakmasın, neye oy verdiğini bile düşünmekten aciz bindirilmiş kıtalar, Türkiye çapındaki Gezi’cilerin demokrasi ve özgürlük mücadelesinde karar mercii olamaz.

Beşinci ve son olarak, başbakanın işine geldiğinde referandumlara da karşı olduğunu hatırlayalım. 2009’da İsviçre’de camilere minare yapılsın mı yapılmasın mı diye referandum yapılmıştı (dikkat: cami var, minare olup olmaması konuşuluyor). Tayyip Erdoğan “referandum yapılamaz, bu faşizmdir” diye konuşmuştu.

Minarenin doğuştan gelen bir hak olmamasını bir yana bırakalım. Hani sandıktan korkmamak, hani milli iradeye saygı, hani başka ülkelerin işine karışmanın haddi olmaması?

421661_10151453987687405_141905739_n

Reklamlar

Kaan Öztürk hakkında

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

14 Haziran 2013 tarihinde Politika içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: