Kategori arşivi: Uncategorized

Epiktetus, “Yaşama Rehberi” 14-17

epictetus

14. Çocuklarının, eşinin, arkadaşlarının sonsuza kadar yaşamalarını dilemekle aptallık edersin; bu, senin elinde olmayan bir şeyi dilemektir ve sana ait olmayan şeylere sahip olmayı istemektir. Keza, hizmetkârlarının hatasız ve dürüst olmasını istemek de aptallıktır; bu, kötülüğün kötülük değil de başka bir şey olmasını istemeye denktir. Arzu ettiğin şeylerde hüsrana uğramaman sadece kendi elinde olan şeylere odaklanmanla mümkün olur.

Arzuladığın şeyleri ihsan etme veya kaçındığın şeyleri engelleme gücüne sahip olanlar sana efendi olurlar. Özgür olabilmek için başkalarına bağlı olan hiç bir nimeti arzulama, hiç bir külfetten çekinme. Aksi halde onların kölesi olursun.

15. Her zaman bir ziyafetteymiş gibi davranman gerektiğini hatırla: Yiyecekler ve içecekler yanına geldiğinde elini uzat ve kibarca kâfi bir miktar al. Yanından geçip gidiyorsa onu çekiştirip durdurmaya çalışma. Henüz sana ulaşmadıysa iştahla gözün dönmesin, sana gelene kadar sıranı bekle. Çocuklarına, eşine, servetine ve makamına da aynı tavrı göster, böylece tanrıların ziyafet sofrasına oturmaya hak kazanırsın. Daha da ileri gidip önüne konan şeyleri bile almaktan imtina edebilirsen, tanrıların sofrasında sadece bir konuk olmaz, onlara denk olursun. Diogenes, Heraklitus ve onlar gibi başkaları aynen bu şekilde davranarak ilâhi olarak anılmayı hak etmişlerdir.

16. Birisini evladından ayrıldığı için veya işlerinde zarara uğradığı için üzüntüyle gözyaşı dökerken görürsen, dışarıdan görülen intibaya kapılıp durumunun gerçekten kötü olduğunu düşünme. Zihnini hazırlıklı tut; düşün ki bu kimse olayın kendisi yüzünden değil –öyle olsa başkaları da aynı acıyı çekerdi– olaya dair kendi hükümleri yüzünden acı çekiyor. Yine de ona destek olmaktan geri durma. Sözlerinle, hatta onun üzüntüsünü açıkça paylaşarak onu teselli et. Ama bu üzüntünün senin içine de sirayet etmemesine özen göster.

17. Bir müsameredeki bir aktör olduğunu hatırında tut. Oyunun nasıl olacağına yazarı karar verir: Kısa isterse kısa, uzun isterse uzun. Senin yoksul birini oynamanı uygun görmüş olabilir, veya bir kötürümü, bir hükümdarı, veya basit bit vatandaşı. Rolün ne olursa olsun onu doğana uygun şekilde oyna. Çünkü senin işin, sana tayin edilen karakteri en iyi şekilde canlandırmaktır. Karakteri seçme işi başkasına aittir.

Epictetus, Enchiridion (Yaşama Rehberi), bölüm 14-17

çev. Kaan Öztürk

(Bölüm 9-13)

Epiktetus, “Yaşama Rehberi”, 9-13

epictetus

9. Hastalıklar sadece vücudunun işlemesine engeldir, tercih yapma iradeni engelleyemezler, yeter ki senin iraden engellenmeyi tercih etmesin. Topallık bacağının kösteğidir, tercih yapma iradenin değil. Her şartta bunu kendine tekrarla. Göreceksin ki engeller seni değil, başka şeyleri kısıtlamaktadır.

10. Karşılaştığın her zorlukta, onunla baş etmek için hangi güçlere sahip olduğunu düşün. Çekici bir insanı görerek tahrik olduğunda, bu arzuya karşı kendini tutma gücün olduğunu keşfedersin. Acı çektiğinde tahammül gücünü keşfedersin. Hakarete uğradığında sabır gücünü keşfedersin. Zamanla bu alışkanlığın kuvvetlenir ve bu kuvvet dış etkilerin seni sürükleyip götürmesini engeller.

11. Asla “şunu kaybettim” deme, sadece “geri verdim” de. Çocuğun öldü mü? Hayır, geri verildi. Eşin öldü mü? Hayır, geri verildi. “Malıma mülküme el kondu.” O da geri verildi. “Ama onu alan kişi kötü biriydi.” Sana verilen şeyin geri alınması için kimin görevlendirildiğinden sana ne? Emanet sende olduğu sürece ona iyi bak, ama sana aitmiş gibi düşünme, bir handa konaklayan yolcu misali.

12. İlerleme kaydedebilmek için, “işlerime dikkat etmezsem yoksulluğa düşerim” veya “kölemi disiplinli olmaya zorlamazsam işe yaramazın teki olup çıkar” gibi düşünceleri terket. Yeis ve endişeden uzak olarak açlıktan ölmek, refah içinde huzursuz yaşamaktan iyidir. Sen mutsuz olacağına kölen işe yaramaz olsun, daha iyi.

Bunu sağlamak için değeri düşük şeylerle başlayarak – dökülen biraz yağ, çalınan bir miktar şarap – kendine şunu tekrarla: “Sükunet ve iç huzuru için ödenecek küçük bir bedel bu. Tamamen bedava hiç bir şey yok. Kölene seslendiğinde onun seni duymazdan gelmesi ihtimaline hazırlıklı ol, veya cevap verse bile, senin söylediğini yapmamasına. İç huzurunu ona emanet etme.

13. Dünya işleri konusunda bilgisiz veya saf olduğunu düşünebilirler. İlerleyebilmek uğruna, buna katlanman gerekiyor. Bir âlim olarak şöhret salmaya heveslenme. Başkaları senden etkilenebilir ve önemli biri olduğunu düşünebilir, bunlara kendini kaptırma. İradeni doğaya uygun hizada tutmaya çalışırken bir yandan da harici şeylerle ilgilenmen zordur. Birine fazlaca eğilirsen diğerini ihmal etmek zorunda kalırsın.

Epictetus, Enchiridion (Yaşama Rehberi), bölüm 9-13

çev. Kaan Öztürk

(Bölüm 5-8) (Bölüm 14-17)

Epiktetus, “Yaşama Rehberi”, 5-8

epictetus

5. İnsanları olaylar değil, olaylar hakkındaki kanaatleri ürkütür. Sözgelişi, ölüm korkulacak bir şey değildir; olsaydı Sokrates de ölümden korkardı. Hayır, ölüm hakkında korkunç olan tek şey insanların onu korkunç bulmasıdır. Bu yüzden engellendiğimizde, ürkütüldüğümüzde veya üzüldüğümüzde, suçu asla başkasına değil, ama kendimize, kendi kanaatlerimize yükleyelim. Başkalarını kendi talihsizliklerimiz için suçlamak eğitimimizin eksikliğini, kendimizi suçlamak eğitimimizin başladığını, ne kendimizi ne de başkasını suçlamak ise eğitimimizin tamamlandığını gösterir.

6. Kendine ait olmayan hiç bir meziyetle gurur duyma. Bir atın gurura kapılıp “ben çok güzel bir atım” demesi kabul edilebilir. Ama sen gururla “çok güzel bir atım var” diyorsan bilmelisin ki, aslında sadece ata ait olan bir meziyetle gurur duymaktasın. Sana ait olan nedir? Sadece, nesnelerin görüntülerine karşı verdiğin tepki. Görüntülere karşı doğaya uygun bir tepki verdiğinde aklını kullandığın için gurur duyabilirsin, çünkü o zaman kendine ait olan bir meziyetle gurur duymaktasın.

7. Düşün ki bir deniz yolculuğundasın, gemi limana yanaştı ve sen su almak için karaya çıktın. Gezerken oyalanabilirsin, belki birkaç midye ve birkaç sebze alırsın. Ama kulağın her an gemide olmalı, kaptan geri çağırıyor mu diye sık sık dönüp bakmalısın. Çağrıldığın anda, elinde ne varsa hemen bırakıp gemiye dönmek zorundasın, yoksa bir koyun gibi elin ayağın bağlanarak sürüklenirsin.

Hayat da böyledir. Midyeler ve sebzeler yerine bir eş ve çocuk edinmiş olabilirsin. Ama kaptan çağırdığında onlarla bir ilgin kalmaz artık, onları bırakman ve gemiye gitmen gerekir. Ve eğer yaşlıysan, asla gemiden fazla uzaklaşma, yoksa çağrıldığın zaman vaktinde yetişmen zor olur.

8. Olayların senin arzuladığın şekilde gelişmesini dileme. Onun yerine, olması gerektiği gibi gelişmesini dile. O zaman huzur bulursun.

Epictetus, Enchiridion (Yaşama Rehberi), bölüm 5-8

çev. Kaan Öztürk

(Bölüm 2-4)  (Bölüm 9-13)

Epiktetus, “Yaşama Rehberi”, 2-4

epictetus

2. Arzunun peşinden gittiğinde, arzu edilen şeye ulaşmayı beklersin. İstemediğin bir şeyden kaçındığında ise o şeyden uzak kalabilmeyi umarsın. Ancak, arzu ettiği nesneye ulaşamayan kişi hayal kırıklığına uğrar. Kaçınmak istediği şeyden kurtulamayan kişi ise mutsuz olur. Öyleyse sadece, doğal kabiliyetine aykırı şeylerden kaçınmaya çalış, çünkü kontrolün altında olan şey sadece odur. O zaman uzak durmak istediğin hiç bir şey sana uğrayamaz. Ama kaçınmak istediğin şey hastalık, ölüm, veya fakirlikse sefil olursun, çünkü bunları engellemek senin elinde değildir. O halde, gücünün yetmediği hiç bir şeyden kaçınmaya çalışma; kaçındığın şey gücümüzün yettiği doğamıza aykırı giden şeyler olsun. Şu an için, arzularını tamamen bastır, çünkü kontrolün altında olmayan şeyleri arzuladığında hayal kırıklığına uğraman kaçınılmazdır. Kontrolün altında olan ve arzulamakta haklı olduğun şeylerin ise hiç birine henüz ulaşabilir durumda değilsin. Bir şeyi elde etmek veya ondan kaçınmak gerektiğinde atacağın adımlar küçük, ölçülü ve dikkatli olsun.

3. En basit nesnelerden başlayarak, güzel bulduğun, işine yarayan veya çok sevdiğin bir nesneye karşı kendine şunu sor: “Doğası nedir?” Bir bardağı çok seviyorsan, onun sadece bir bardak olduğunu düşün. Böylece düşüp kırılmasına dayanabilirsin. Çocuğuna veya karına sarılırken bir ölümlüye sarıldığını düşün. Böylece onların ölümüne katlanabilirsin.

4. Bir işe girişeceğin zaman, işin doğasının ne olduğunu önceden düşün. Hamama gideceksen, hamamda olan bitenleri gözünde canlandır: Bazıları etrafa su sıçratır, bazısı itişir kakışır, bazıları sövüp sayar, bazıları da hırsızlık yapar. Bu işe emniyetle başlamak için kendine şöyle de: “Hamama gideceğim ve zihnimi doğaya uyumlu halde tutacağım.” Her türlü eylemde aynı şekilde davran. Böylece, mesela hamamda bir terslikle karşılaşmaya hazır olursun: “Arzu ettiğim şey sadece banyo yapmak değil, aynı zamanda zihnimi doğaya uyumlu halde tutmak; ama olanlara kafamı takarsam bunu yapamam.

Epictetus, Enchiridion (Yaşama Rehberi), bölüm 2-4

çev. Kaan Öztürk

(Bölüm 1 için tıklayın)

Epiktetus, “Yaşama Rehberi” 1

epictetus

Gücümüzün yettiği şeyler vardır, gücümüzün yetmediği şeyler vardır. Gücümüzün yettiği şeyler fikirlerimiz, amaçlarımız, arzuladıklarımız, kaçındıklarımızdır; kısacası bize bağlı şeylerdir. Gücümüzün yetmediği şeyler ise bedenimiz, mülkümüz, itibarımız, makamımızdır; kısacası tamamen bize bağlı olmayan şeylerdir.

Gücümüzün yettiği şeyler, doğaları gereği özgürdür, kısıtlanmamıştır, engelsizdir; ama irademizin dışında olanlar zayıftır, zincirlidir, engellenebilir, ve başkalarına bağımlıdır. O yüzden eğer doğası gereği zincirli olan bir şeyi özgür sayarsan, başkasına bağlı olanı senindir sanırsan, tökezlersin, pişman olursun, huzursuz olursun, tanrıları ve insanları suçlarsın. Ama yalnızca senin iradene bağlı olanın sana ait olduğunu, başkasının iradesine bağlı olanın da ona ait olduğunu anlarsan kimse seni zorlayamaz, kimse seni kısıtlayamaz. Kimsede kabahat bulmaz, kimseyi itham etmezsin. İsteğinin dışında hiç bir şey yapmazsın, kimse seni incitemez, hiç düşmanın olmaz, çünkü hiç bir şeyin sana zarar vermesi mümkün olmaz.

Böyle büyük hedeflere yöneldiğinde, onlara ulaşmak için olağanüstü gayret göstermen gerektiğini hatırla. Bazı şeylerden tamamen vazgeçmen, bazılarını da geçici olarak terketmen gerekecektir. Güç ve servet peşinde koşarken bir yandan da bu hedeflere ulaşmaya çalışırsan başarısız olabilirsin, çünkü içindeki arzu öbür taraftadır; bu sebeple de, sana özgürlük ve tatmin getirebilecek yegane şeylere ulaşmanın mümkün olmayacağı kesindir.

Karşına çıkan rahatsız edici görüntülere “Sen sadece bir görüntüsün ve gerçek değilsin” diye karşılık vermeye kendini alıştır. Sonra onu kurallarınla incele, öncelikle de şu kuralla: “Bu gücümün yettiği bir şey mi, yoksa gücümün dışında mı?” Eğer gücünün dışında kalıyorsa, “bu benim için bir hiçtir” demeye hazır ol.

Epictetus, Enchiridion (Yaşama Rehberi), bölüm 1

çev. Kaan Öztürk

Yenimahalle’nin esrarengiz(!) Sayısal Loto başarısı

Yalansavar

Önceki bir yazıda loto ve piyango gibi çekilişlerdeki “manidar” yapıların aslında rastgeleliğin normal bir özelliği olduğunu yazmıştım. Dünyanın her yerinde çok ilginç tesadüfler ortaya çıkıyor. Gerçek rastgelelik içinde böyle ilginç şeylerin ortaya çıkmasını da bekleriz zaten. Ama insan zihni rastgeleliği kabul edemiyor. Her olgunun altında yatan bir düzen arıyor; bulamazsa hayal ediyor.

Buna rağmen bazı şeyler o kadar üstüste geliyor ki, insanın gözü, aklına isyan ediyor. “Gerçekten de işin içinde birşey mi var acaba?” demeye başlıyor insan. Mesela değerli okurumuz jerfi’nin gönderdiği ilginç haber gibi:

Dün gerçekleştirilen Sayısal Loto çekilişinde büyük ikramiye bir kez daha Ankara Yenimahalle’ye çıktı. Dünkü ikramiye ile son üç yılda Ankara Yenimahalle 18’inci kez büyük ikramiyeyi kazanmış oldu….

Yenimahalle daha önce de son üç yılda 17 kez şans oyunlarını kazanmasıyla gündeme gelmişti…. Yenimahalle son olarak 18 Haziran 2016 tarihli sayısal loto çekilişinde 1 milyon 368 bin liralık ikramiyeyi kazanmıştı…

Haydaa! “Lotoda kazanma formülü palavradan…

View original post 1.333 kelime daha